Davanın, nafaka artırım istemine ilişkin olduğu, davacı taraf iştirak ve yoksulluk nafakasının artırımını talep etmiş, davalı tarafın ise buna karşılık işten çıkarılmasını öne sürerek davanın reddini talep ettiği, dava açıldığı sırada davacı annesinin velayeti altında olan müşterek çocuğun üniversite sınavına hazırlanmak amacıyla dershaneye gittiği, yargılama sırasında ergin olması üzerine tayin ettiği avukatı aracılığı ile davayı takip ettiğinin anlaşıldığı, şu durumda, ergin olmasına rağmen davayı takip eden davacı müşterek çocuğun, bu davranışı ile iştirak nafakasının, yardım nafakası olarak devam etmesi isteğini ortaya koyduğu, o halde mahkemece; davacı için ergin olduğu tarihten geçerli olmak üzere hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesinin gerektiği-
Davanın, nafaka istemi olduğu, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebileceği, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılmasının gerektiği, nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılmasının ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunmasının gerekeceği-
Nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gelir durumunda olağanüstü değişiklik yoksa üfe oranında artırım uygulanmasının gerekeceği-
Davada, fazla ödenen yoksulluk nafakası alacağının talep edildiği, bu durumda alacağın “Aile Hukukundan” doğduğu anlaşıldığına göre, mahkemece; davanın 4787 sayılı Kanun‘un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesinin gerekeceği-
Çalışmaya başladığı iş her an için sona erebilecek nitelikte olup, sabit ve güvenceli de olmadığından ve asgari ücret düzeyinde sürekli ve güvenceli bir gelire sahip olunması bile yoksulluğu ortadan kaldırmadığına göre yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının reddi gerekeceği-
Sulhün, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olduğu, sulhün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği-
Sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesinin gündeme geleceği- Boşanma sürecinde davalının ev hanımı olduğu; davacının ise emekli olduğu ve sonradan deri ticareti yaptığı ancak iflas ettiği, yeniden evlendiği ve bu evliliğinden 1 çocuğu olduğu dikkate alınarak anlaşmalı boşanmayla kabul edilen nafakaların hakkaniyete uygun bir miktarda azaltılması gerekeceği-
Yoksulluk nafakası bağlanmasına rağmen yoksulluktan kurtulan eş için gelecekteki durumlar düşünülerek, ilerde tekrar yoksulluğa düşebilir düşüncesi ile nafaka miktarının kaldırılması yerine, indirilmesi yoluna gidilemeyeceği-
Davalının çalışmadığı sürece nafaka ödenmesi kararlaştırılmış ise de, davacının evlenmesi ve çocuğunun olması nedeniyle giderlerinin arttığı, kira ödediği, davalının ise SGK. dan maaş aldığı, oturduğu evi ile kira getiren taşınmazının bulunduğu, tarafların sözleşme tarihindeki ekonomik ve sosyal durumunun değiştiği, nafaka miktarının yüksek olduğu da gözetilerek, durumun nafakanın kaldırılması ya da azaltılması yönünden değerlendirilmesi gerekeceği-
Karşılıklı Boşanma-Tedbir Nafakası