Dava açılmadan önce talep edilen ve değişik iş dosyası üzerinden karara bağlanan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz talepleri hakkında, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı- Zorunlu arabuluculuk kapsamında olan bir uyuşmazlık söz konusu olsa dahi arabulucuya başvurulmadan doğrudan değişik iş dosyası üzerinden geçici hukukî koruma talep edilebileceği, ancak, dava ile birlikte talep edilen ve esas dosyası üzerinden karara bağlanan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz taleplerinin ise, dava şartı olan arabuluculuk bakımından asıl davaya tâbi olduğu- Zorunlu arabuluculuğa tabi bir davada, arabulucuya başvurmadan tedbir talepli olarak dava açılmışsa, mahkemenin davayı usulden reddetmesi ve aynı gerekçeyle tedbir talebini de reddedilmesi gerektiği- Esas hakkındaki dava için zorunlu olan arabuluculuk dava şartından, bu dava içerisinde istenilen geçici hukukî himaye talepleri de etkileneceği- Eldeki çek istirdatına ilişkin davanın dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında kaldığı ve esas hakkındaki dava için zorunlu olan arabuluculuk dava şartından, bu dava içerisinde istenilen geçici hukukî himaye talepleri de etkileneceğinden, Mahkemece dava şartı olan arabuluculuk yönünden bir inceleme ve araştırma yapılmadan, bu konuda bir karar verilmeden, tedbir taleplerinin esasının incelenmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu-
Desteğin yolcu olarak bulunduğu otobüs/minibüsün trafik kazası yapması sonucu desteğin ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalanlar tarafından taşımayı yapan firma ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasında görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu- Davacının yolcu olarak bulunduğu otobüs/minibüsün trafik kazası yapması sonucu yaralanması nedeniyle davacı yolcu tarafından taşımayı yapan firma ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve diğer zarar sorumlularına karşı açılan bedensel zarara ilişkin tazminat davasında görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Y. 4. HD. Kararı)-
Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması gerekeceği-
Davalıya ait gemi kaynaklı olduğu belirtilen deniz kirliliği nedeni ile davacı tarafından yapılan masrafların davalıdan tahsili talepli davanın arabuluculuk süreci tamamlanmadan açıldığı ve davacı tarafa yeniden süre verilmesinin mümkün olmadığı-
Şirket içi düzenlenen teftiş raporu ile davalıların görev aldıkları şirkette dava dışı kişilere kaynak aktarımı suretiyle şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiği iddiasıyla davalıların dava niteliği itibariyle mutlak ticari dava olduğu- Şirket yönetiminde görev alanlar kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduğu-
Bonoya dayalı açılan menfi tespit davası mirasın reddine dayandığından, muristen intikal eden mirasın reddi sebebine ilişkin ihtiafta görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu- Davacıların icra mahkemelerinde açtıkları davaların süre veya diğer usulü nedenlerle reddedilmesi nedeniyle mirası reddettikleri için murisin borçlarından sorumlu tutulamayacakları gerekçesi ile menfi tespit dava açmasında hukuki yararlarının olduğu- Dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde "şimdilik 1.000,00 TL" talep edildiği, davanın “kısmi dava” olarak açıldığı, ıslah talebinde bulunulup harcının yatırıldığı- Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davalarda, davacıların kayıtsız şartsız mirası reddettiklerinin tespit ve tesciline karar verildiği, bütün dava türleri yönünden ve murisle alakalı tüm alacak istemleri yönünden, mirasın reddine ilişkin kararın ileri sürülebileceği, bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde olmadığı, dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası ise de görevli mahkemenin temel ilişkiye göre belirlendiği ve mahkemenin bu konudaki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-Borcun ödenmiş olması ya da takipten feragat edilmesi menfi tespit davası açmaya engel teşkil etmeyeceği-
Dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu- Davaya dayanak oluşturan icra takibi ve takip talebi incelendiğinde şirket devri neticesinde ödenmeyen borcun tahsili için icra takibinin başlatıldığı ve eldeki uyuşmazlık ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu-
Bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerektiği- Davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Ticaret Odasında kaydının bulunmadığı, davalının tacir olmadığı, davanın mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren uyuşmazlık konusunun bulunmadığı, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Davacı yanın talebinin, davalının davacılar hakkında 6769 sayılı Kanun'a aykırı hareket edildiği iddiasıyla yapılan şikayet nedeni ile haksız şekilde soruşturmaya maruz kalınması ve neticede tecavüz fiilinin olmadığı anlaşıldığından iftiraya dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla söz konusu talebin fikri mülkiyet hukuku kapsamında talep edilen bir tazminat olmayıp, davacıların davalının iftira eylemi sonucunda haksız şekilde yargılanmaları nedeniyle uğradıkları zararın tazminine yönelik olduğu, mahkemenin davayı, tecavüzün tespiti, kaldırılması ve tazminat davası olarak nitelendirilmesi doğru olmayıp, davacının iftiraya dayalı tazminat talebinin 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebi- Motosiklet sürücüsü konumunda bulunan desteğin trafik kazası sonucu koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, trafik kaza tespit tutanağı ile sabit olup, otopsi tutanağına göre ölüm nedeninin, beden travmasına bağlı kafatası, mandibula, yüz klavukula, kot kırıkları, omur ayrılması ile birlikte büyük damar yırtılması ile gelişen iç kanama, beyin kanaması, beyin doku hasarı olduğu, yani ölüm nedeninin kafa bölgesinden aldığı darbeler sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği-