TBK 19'a dayalı muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacının sözleşme konusu işi süresinde bitirmemesi gerekçesiyle 1 yıl süre kamu ihalelerinden yasaklanmasına dair işlemin hukuka uygun bulunması sebebiyle davacının yasaklama işleminden kaynaklanan munzam ve manevi zarar istemlerinin de yerinde olmadığı-
3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkin davada mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılması gerektiği-
Tescil davası yönünden 6360 ... On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 ... Kanun) yürürlük tarihinden sonra ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumetin yaygınlaştırılmamış olmasının isabetsiz olacağı düşünülebilir ise de yargılama sırasında yapılan orman tahdidi sonucunda, dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit ve 2/B alanında kaldığının belirlenmesi karşısında saptanan bu husus kararın kaldırılması nedeni olarak değerlendirilmeyeceği-
Kısmi davada cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmese bile ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürülebildiği-
Şikayet olunan vekilinin, kararın tefhimi üzerine süre tutum dilekçesi verdiği ve daha sonra gerekçeli temyiz dilekçesi sunacağını bildirmesine rağmen sunmadığı ve bu durumda istinaf incelemesinin istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılabileceği, sadece kamu düzenine ilişkin hususların incelendiği ve davanın süresinde açıldığı gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Teminat mektubunun, muhataba, teminat mektubunun verilmesine konu iş/ihale/edim gibi nedenlerden ötürü zarara uğraması, edimin yerine getirilmemesi ya da kısmen yerine getirilmesi gibi nedenlerle mektup bedel ve şartları çerçevesinde haklarını alma garantisi vermediği, mektubun alacak miktarının üzerinde bir miktar için nakde çevrilmesi halinde, mektubu veren tarafa, fazla kısmı talep ve dava hakkı vermekte olduğu ancak, mektubun, zarar/alacak miktarı ile sınırlı olarak nakde çevrilmesi halinde, nakde çevrilmeyen kısım için garanti verene ya da mektubu ibraz edene herhangi bir hak vermediği- Davalı idare tarafından teminat mektubunun kısmen nakde çevrildiği, davalı idarenin uhdesinde kalan bir miktar bulunmadığı, 4735 sayılı Yasanın 13. maddesinde teminat mektubunun paraya çevrilerek borçlara karşılık mahsup edileceği ve varsa kalanın yükleniciye geri verileceği yönündeki düzenlemenin, idarenin teminat mektubunu kısmen nakde çevirmesi durumunda nakde çevrilmeyen kısım yönünden sorumlu olduğu sonucunu doğurmayacağı, idarenin nakde çevrilmeyen teminat yönünden iade yükümlülüğünün bulunmadığı-
Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulü ile kadın yararına tazminatlara ve nafakalara hükmedilme koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarları, velâyet düzenlemesi ile çocuklar yönünden hükmedilen nafakalar noktasında toplandığı- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davalı kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminatların az olduğu- Türk Medeni Kanunu’ndaki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu‘nun ilgili hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirdiği-
Uyuşmazlığın; davalı şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle tazminat talebine ilişkin olduğu-
Özel hastane/hekim ile hasta arasındaki sözleşmede vekâlet hükümlerinin uygulanması gerektiği, vekâlet sözleşmesinin niteliği gereği sonucun garanti edilmesinin mümkün olmadığı, tedavi yönteminin seçilmesinde hekim serbest ise de, hasta için en emin yolu seçmek zorunda olup, tedavinin doğru olup olmadığının raporda tartışılması gerektiği, hekimin tedavi metodunun seçiminde hastanın özelliklerini göz önünde bulundurması gerektiği, en güvenilir ve en emin metodu tercih etmesi gerektiği, aydınlatma ve hastanın rızasının alınması konusunda da alınan raporun yeterli olmadığı, mahkemece bu rapora dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece öncelikle uygulanan tedavide nadir de olsa görülebilecek olumsuz sonuçlara dair davacının aydınlatılarak uyarılıp uyarılmadığı ve geçerli bir şekilde rızasının alınıp alınmadığı, davalılara yüklenebilecek kusur bulup bulunmadığı, meydana gelen maddi zarar varsa niteliği ve miktarı konularında ayrıca önceki rapora itirazları da değerlendirir biçimde inceleme yapılmak üzere diş hekimliği fakültelerinden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınması ve alınacak raporla birlikte tüm deliller değerlendirilerek manevi tazminat bakımından da sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-