Uyuşmazlığın tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde mimari projeye aykırı imalatların eski hale getirilmesi, müdahalenin önlenmesi ve tazminat istemine ilişkin olduğu- İntifa hakkı sahibi olduğu bağımsız bölümün zarar gördüğü iddiası ile bir kısım bakım onarım yükümlülüklerinin davalı tarafça yapılması talebinde bulunduğu- Dolayısıyla davacı intifa hakkı sahibinin burada eski hale getirme talebi olmayıp, projesine uygun onarım talebi bulunduğundan her ne kadar bizzat kullanmasa dahi bağımsız bölümden yararlanmasını engelleyici eylem olarak kabulünün gerektiği- Davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerektiği-
Tapuda sahte vekaletname ile işlem yapılırken tapu memurunca telefonla teyit alınmış ise denetim görevinin özenle yapılmadığı anlaşılmakla 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi açısından kabul dilen kusursuz sorumluluk halinde doğan zarar ile eylem arasında illiyet bağında olduğundan davalı Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilip; gerçek zararın tespiti için de mahkemece taşınmazın arsa mı yoksa arazi mi olduğu usulüne uygun olarak tespit edildikten sonra bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özele amacı olmayan emsal satışlara göre yapılacak hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu alacak temlik edildiğinden bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin dava şartı olup, davanın devamı boyunca bulunması ve mahkemece de re'sen nazara alınması gerektiğinden temlikname göz önünde bulundurularak aktif dava ehliyetinin varlığı yönünden bir değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar vermek gerektiği-
Davacı sirket ile kayıt maliki arasında yapıldığı iddia edilen 01.06.2017 baslangıç tarihli kira sözleşmesinde kayıt malikine atfen atılan imzanın davacı sirketin temsilcisi tarafından atıldığı, kayıt malikinin adı geçen tarihlerde kısıtlı olduğu, davacı tanıklarının kira iliskilisinin varlığına dair beyanda bulunmadıkları ve toplanan delillerden davacı tarafından kira iliskisinin varlığı kanıtlanamadığı dikkate alınarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki iliskinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği-
506 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca yaşlılık aylığının yazılı isteği takip eden aybaşından itibaren bağlanması gerektiği, davacının dava tarihinden önceki tahsis talep tarihleri itibariyle tahsis koşullarını taşımadığı, tahsis koşullarını taşıdığı tarihten sonra da başkaca tahsis talebi bulunmadığı ve dava tarihi esas alınarak davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesi tarafından davacıya dava tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği-
Bozma kararından sonra dosyaya sunulan "ibraname, feragat beyanı ve sulh anlaşması" başlıklı belgenin İtiraz Hakem Heyeti karar tarihinden önceki tarihli bir belge olduğu gözetilerek İtiraz Hakem Heyetince anılan bu anlaşmanın değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafa süre verilerek kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip, dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ortopedi, nöroloji ve fizik tedavi uzmanı hekimlerin de içinde bulunduğu uzman doktor heyetinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İki şirketin ortaklarından bazılarının müşterek olması, merkezlerinin aynı olması ve internet sitelerinde karşılıklı olarak grup şirket olduklarını ilan etmelerinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı-
Bölge Adliye mahkemesince ilk sıra cetvelinin iptali kararının davacıların muvazaa iddialarını konusuz bırakacak şekilde degiştirmediği, davalıların yeni sıra cetvelinde de birinci derecede olduğu ve davacıların muvazaa iddialarının devam ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalar açısından iptal edilen sıra cetveli üzerinden garame yapılmasının doğru olmadığı-
Bilinmeme sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında, tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu durumlarda bilinmeme sebebinin gerçekleşmemiş olduğu-