Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi ve tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacılar ile davalı yüklenici şirket arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tapu iptali ve tescil, takyidatların fekki, haciz ve sair takyidatın terkini ve kira tazminatı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile takyidatlardan arındırılmış olarak tapu iptâli ve tescil istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin geriye etkili feshi ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye devredilip, onun tarafından 3. kişiler ve davalı ...'e intikâl eden tapu kaydının iptâli ve davacı adına tescili, mümkün olmaması halinde bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, harici gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Üçüncü şahsın iyiniyetli olup olmadığı ve satışın kötüniyete dayandığının hangi hâllerde bilinmesi gerektiği araştırılırken, davalının dayandığı tescilin kötüniyetli olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine göre bilip bilmediği veya normal görünüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığının araştırılacağı- Çekişmeli payın ilk temlik tarihindeki değeri keşfen saptanmış olup 20 gün sonraki ikinci temlikte de değerin (43.410.000,00 YTL) aynı olduğunun kabulü gerektiği- Dava konusu payın akitte 600.000,00 YTL gösterilmek suretiyle dava dışı bir başka kişiye devredildiği, akitte gösterilen satış bedeli ile keşfen saptanan rayiç değer arasında fahiş fark bulunduğu, dava dışı kişinin devraldığı çekişmeli payı aradan uzun bir süre geçmeden tekrar devraldığı kişinin eşi olan davalıya devrettiği gözetildiğinde, dava dışı kişinin çekişmeli payı iktisap ederken durumun gereklerine göre üzerine düşen özeni göstermediği, dolayısıyla TMK 1024 uyarınca yolsuz tescili bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olduğu-
İnşaatın tamamlanarak iskan ruhsatının alınması gereken sözleşmede belirlenen süreye uyulmadığından, sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı- Yüklenicinin arsa sahipleri ile arasındaki sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediği, avans olarak kendisine devri yapılan tapuyu üçüncü kişilere devrettiği anlaşılmış olup, geriye etkili fesih ve tapunun iptali ile davacılar (bir kısım arsa sahipleri) adına hisseleri oranında tescilinde hukuka aykırılık bulunmadığı- "Tapuya güvenen kişinin iyi niyetli olduğuna ilişkin karinenin aksini, yani davalı üçüncü kişilerin kötü niyetli olduğunu davacı/arsa sahiplerinin ispatlaması gerektiği, davacı taraf, afaki iddialar dışında davalı üçüncü kişilerin kötü niyetli olduğuna dair hiçbir delil sunamadığından, (temyiz eden) davalı üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının TMK 1023 gereğince korunması gerektiği" şeklindeki muhalif görüşün ise kabul görmediği-
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan taşınmazlar üzerindeki ipotek ve takyidatlardan arındırılmak sureti ile tapu iptâl tescil istemine istemine ilişkindir.
"Kat karşılığı inşaat sözleşmesi"nin, geçerlilik koşullarından birinin, taşınmazda paydaş olan tüm kişilerin sözleşmede taraf olması olduğu- Geçersiz sözleşmelerin feshine karar verilemeyeceği sadece tespiti ile yetinilmesi gerektiği- Geçersiz sözleşmede, yükleniciye ya da üçüncü kişilere yapılan tapu devirlerinin hukuki dayanağı ortadan kalkacağından, yükleniciden pay devralan üçüncü kişilerin TMK.'nın 1023. Maddesine dayalı iyi niyet savunmalarının kural olarak dinlenmeyeceği- Tapu devirleri vekalet görevi kötüye kullanılarak ve muvazaalı bir şekilde yapıldığından, bu tür hukuksal nedenlere dayalı davalarda (bu davaların niteliği itibariyle) herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre söz konusu olmayacağı- Bir kısım taraflar arasında düzenlenen 01/06/2003 tarihli protokolün de; taşınmaz satışına ilişkin hükümler içerdiği için, tapu devrine yönelik edim ve yaptırımlar bakımından geçersiz olduğu anlaşıldığından protokol gereğince yapılan ödemelerin haklı bir sebebi kalmadığı ve bu ödemelerin de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerektiği- 2003 tarihinde ödenen bu bedelin, yaklaşık 12 yıl sonra davanın açıldığı 2015 yılındaki ekonomik koşullara göre, denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmesinin zorunlu olduğu-
