Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davaya konu abonelik sözleşmesinden kaynaklanan su tüketiminden, abone ile birlikte fiili kullanıcı da kullandığı miktar ile sorumlu olduğundan, abone olmayan davacının, taşınmazı devraldığı tarihten sonraki tüketimden sorumlu tutulması gerekeceği-
Kocanın açmış olduğu ve reddedilen boşanma davasından sonra kadının kocasını tepsi ile kasten yaralama suçundan mahkûm olduğu, gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda birbirlerine şiddet uygulayan tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerektiği-
Y.in kesin olduğu durumlarda, mahkemenin yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu, yetkinin kesin olup olmadığı ayrımı yapılmaksızın mahkemeye, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi göstermek zorunluluğu getirildiği-
Mahkemenin kararı Yargıtay Dairesi'nce bozulduktan sonra mahkemesine gönderilen dosya üzerinde mahkemece esas defterine kayıt edilmeden ve taraflar dinlenmeden ek karar ile direnme kararı verilemeyeceği-
Aynı taraflar arasında aynı hukuki ilişki nedeniyle açılan davalarda verilen kararlar ve gerekçeleri ile bu davalardaki tarafların beyanları da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekeceği-
Usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulması gerekeceği-
Feragat işleminin mahkeme huzurunda yapılabileceği gibi, mahkeme dışında da yapılabilen bir usulü işlem olduğu, mahkeme dışında yapılması ve feragat dilekçesinin mahkemeye ibraz edilmesi halinde ise feragat dilekçesinin altına hakim tarafından imzanın davacıya veya feragat yetkili vekiline ait olduğunun şerh verilmesi gerekeceği-
Mahkeme tarafından esas defterine kayıt edilmeden ve taraflar dinlenmeden ek karar ile direnme kararı verildiği, kendisine dosya gönderilen mahkeme, dosyayı esasa kayıt edileceği, tarafları duruşmaya davet edeceği, tarafların bozmaya karşı beyanlarını aldıktan sonra direnilip direnilmeyeceğine karar vermesi gerekeceği-
Davanın, murise ait olup muvazaalı devredilen hisselere yönelik olduğu gözetilmek suretiyle, davalılara ait olup ayrıştırılan hisselerden; öncesi murise ait olmayıp, davalıların doğrudan üçüncü kişilerden devraldıkları hisselerin iptale tabi olmadığı göz önünde tutularak varılacak sonuca göre karar verilmesinin gerekeceği-
Temyize konu karar, gerçekte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı niteliğinde olmayıp, Özel Daire bozmasına konu önceki karardan farklı gerekçeye dayalı yeni bir hüküm niteliğin olduğu, bu nedenle kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye ait olduğu-
