Mahkemenin kararı Yargıtay Dairesi'nce bozulduktan sonra mahkemesine gönderilen dosya üzerinde mahkemece esas defterine kayıt edilmeden ve taraflar dinlenmeden ek karar ile direnme kararı verilemeyeceği-
Mahkemece hüküm altına alınan geçit güzergahında elektrik direği bulunduğu, direnme kararında, elektrik direğinin ilk kararda değerlendirildiği belirtilmiş ise de, ek bilirkişi raporunda sadece elektrik direğinin kaldırılma masrafının hesaplanmış olduğu, elektrik direği kroki üzerinde gösterilmediği gibi, geçite engel olup olmayacağının da tartışılmadığı, ayrıca 16 parsel sayılı taşınmazın mülkiyet durumu açıklığa kavuşturulmadan, bilirkişi raporu ve krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen seçenekler dışında diğer komşu parsellerden de geçit kurulmasının mümkün olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davaya konu abonelik sözleşmesinden kaynaklanan su tüketiminden, abone ile birlikte fiili kullanıcı da kullandığı miktar ile sorumlu olduğundan, abone olmayan davacının, taşınmazı devraldığı tarihten sonraki tüketimden sorumlu tutulması gerekeceği-
Mahkemece yargılama sırasında belirlenen dava değeri üzerinden hesaplanacak nisbi temyiz karar harcının 1/4'ünün tamamlanması ve mahkemece 1086 sayılı Yasanın 434/III. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere mahalline geri çevrilmesi gerekeceği-
Aynı taraflar arasında aynı hukuki ilişki nedeniyle açılan davalarda verilen kararlar ve gerekçeleri ile bu davalardaki tarafların beyanları da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekeceği-
Bakım borçlusunun bakım alacaklısına karşı olan tüm yükümlülüklerinin tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek hakkaniyete uygun olarak ve süreklilik arzedecek şekilde yerine getirilmesi gerektiği; ancak davalının ölünceye kadar bakım aktinden doğan yükümlülüklerini, başka bir ifadeyle sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği ve taraflar arasında güvene dayanan bir ilişki kalmadığı ve bu haliyle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin sürdürülmesinin olanaksız hale geldiği-
Usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamenin dosya içerisinde bulunmasının zorunlu olduğu-
Temyiz aşamasında davacılar vekili verdiği dilekçe ile; dava konusu baz istasyonunun söküldüğünü, davanın konusuz kaldığını, davalının davayı devam ettirmekte hukuki bir yararının kalmadığını, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istemiş olduğundan mahkemece ortaya çıkan bu yeni durumun değerlendirilerek bir karar verilmek üzere bozulması gerekeceği-
Mahkeme tarafından usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte, teknik anlamda bir direnme hükmünün de bulunmadığı-
Davalı vekilinin yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz başvurusu yaptığı, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekeceği-