İcra mahkemesi kararı istinaf yoluna başvurana tefhim edildiği halde, istinaf dilekçesi süre geçirildikten sonra verilip kaydedildiğinden, borçlunun istinaf isteminin süre aşımından reddine karar verilmesi gerektiği-
Şikayetin süreden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğu-
İİK. 363/1 uyarınca, istinaf yoluna başvuru süresinin, tefhim veya tebliğden itibaren on gün olduğu- Tefhim edildiği tarihten itibaren on gün geçtikten sonra yapılan istinaf istinaf isteminin süre aşımından reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesinin hatalı olduğu-
Yerel mahkemece istinaf başvurusunun süreden reddi gerekirken, reddine karar verilmemişse, Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun yasal süre aşımından reddine ilişkin kararının kesin nitelikte olduğu-
Meskeniyet ve haczedilmezlik şikayeti süresinde olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin bu konudaki kararının kesin nitelikte olduğu-
Tebligatın usulsüzlüğü şikayetinin ve meskeniyet şikayetinin süreden reddinin isabetli olduğu- İİK. mad. 106 ve 110'a dayanan şikayetin istinafı/temyizi kabil olmadığı-
K. takdirine itiraza ilişkin kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı- Satış ile üçüncü kişiye geçen mülkiyetin, tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri dönmeyeceği- Taşınmazın maliki olmayanın meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-
İcra mahkemesi kararlarının ilgili olduğu icra takibi bakımından kesin hüküm oluşturduğu ve takibin devamı için gerekli olduğu göz önüne alındığında şekli anlamda kesinleşen karara karşı temyiz kanun yolunun açılmasının alacaklının alacağına kavuşmasını geciktireceği için hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği- İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması istemlerini, icra takibinin gerektirdiği hızı dikkate alarak icra ve iflas hukukunda düzenlenen güçlü delillere dayalı olarak incelenip karara bağlanması usul ekonomisi ilkesinin, bu ilke de adil yargılanmanın bir gereği olduğu- Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçesinin süre aşımından reddi kararı usule ilişkin nihai karar olup, İİK'nın 365. maddesinin son fıkrası uyarınca bu karar tarihinde itirazın kaldırılması ve tahliye kararına ilişkin icra mahkemesi kararı ile birlikte Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin süre aşımından reddine ilişkin kararının şekli anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu- İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, borçlunun genel mahkemelerde İİK'nın 72. maddesine göre menfi tespit davası açarak takibi durdurma hakkı bulunduğundan bu bağlamda da mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği- Tefhimin yasaya uygun olmaması sebebiyle tefhime göre kanun yolu süresinin başlangıcından söz edilemeyeceği, kanun yolu süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlaması gerektiği, mahkemeye erişim ve hukuki dinlenilme hakkının kamu düzeninden olduğu,bu ilkelerin kanun yolu olan istinaf veya temyizde re'sen dikkate alınması gerektiği görüşünün doğru olmadığı-
İstinaf yoluyla incelenen mahkeme kararında kamu düzenine aykırılık denetimi yönünden; işin esasına dair inceleme yapılmış olacağından, HMK’nun 353/1-b-1. maddesi gereği, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekeceği, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi verildiği halde, incelenen ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir değerlendirme yapılmadan HMK’nun 352. maddesi gereği reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-