İcra mahkemesi kararlarının ilgili olduğu icra takibi bakımından kesin hüküm oluşturduğu ve takibin devamı için gerekli olduğu göz önüne alındığında şekli anlamda kesinleşen karara karşı temyiz kanun yolunun açılmasının alacaklının alacağına kavuşmasını geciktireceği için hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği- İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması istemlerini, icra takibinin gerektirdiği hızı dikkate alarak icra ve iflas hukukunda düzenlenen güçlü delillere dayalı olarak incelenip karara bağlanması usul ekonomisi ilkesinin, bu ilke de adil yargılanmanın bir gereği olduğu- Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçesinin süre aşımından reddi kararı usule ilişkin nihai karar olup, İİK'nın 365. maddesinin son fıkrası uyarınca bu karar tarihinde itirazın kaldırılması ve tahliye kararına ilişkin icra mahkemesi kararı ile birlikte Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin süre aşımından reddine ilişkin kararının şekli anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu- İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, borçlunun genel mahkemelerde İİK'nın 72. maddesine göre menfi tespit davası açarak takibi durdurma hakkı bulunduğundan bu bağlamda da mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği- Tefhimin yasaya uygun olmaması sebebiyle tefhime göre kanun yolu süresinin başlangıcından söz edilemeyeceği, kanun yolu süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlaması gerektiği, mahkemeye erişim ve hukuki dinlenilme hakkının kamu düzeninden olduğu,bu ilkelerin kanun yolu olan istinaf veya temyizde re'sen dikkate alınması gerektiği görüşünün doğru olmadığı-
İstinaf yoluyla incelenen mahkeme kararında kamu düzenine aykırılık denetimi yönünden; işin esasına dair inceleme yapılmış olacağından, HMK’nun 353/1-b-1. maddesi gereği, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekeceği, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi verildiği halde, incelenen ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir değerlendirme yapılmadan HMK’nun 352. maddesi gereği reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlu vekilinin istinaf başvurusu ilk derece mahkemesince 19.02.2018 tarihli ek karar ile reddedilmiş olup borçlu vekilinin bu karara ilişkin yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmemiş olduğu- İlk derece mahkemesince verilen 02.11.2017 tarihli kararın borçlu vekiline tebliğ tarihine göre istinaf isteminin yasal süresinde olup olmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekeceği- Bölge Adliye Mahkemesince 19.02.2018 tarihli ek karar değerlendirilmeden 02.11.2017 tarihli karara ilişkin istinaf istemi değerlendirilerek istemin esastan reddi isabetsiz olduğu- O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 346/2 maddesi uyarınca alacaklının istinaf başvurusunun reddine dair ek karara ilişkin istinaf istemi değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
2004 sayılı İİK'nun 363/1. maddesi nazara alındığında; icra mahkemesinin, icra dairesince hesaplanan vekalet ücretine dair kararları, niteliği itibariyle kesin olup, istinaf edilemeyecek kararlardan olduğu-
Teminat mektubunun paraya çevrilmesine ilişkin kararın kesin nitelikte olduğu-
14/11/2018 tarihinde tefhim edilen icra mahkemesi kararının 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra, 17/01/2019 tarihinde istinaf edilmesi halinde istinaf isteminin süre aşımından reddine karar verilmesi gerektiği-
Ödeme emrinde belirtilen cezai şart bedeli ve tüketim bedeline ilişkin miktarlar dikkate alındığında, usulsüz tebligata ilişkin şikayet hakkındaki istinaf talebinin kesinlik sınırının üzerinde bulunduğu-
Borçluların icra mahkemesine başvurusu, İİK’nun 106-110 maddeleri gereğince süresinde satış istenmemesi nedeni ile haczin kaldırılmasına ve satış kararının iptaline ilişkin olup, borçlunun şikayeti hakkında İlk derece mahkemesince verilen karar konu itibariyle kesin nitelikte olduğundan, İİK’nun 365/3. maddesi gereğince istinaf isteminin reddi kararının doğru olduğu-
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunun; iflas idaresinin değil, iflas müdürlüğünün işlemine karşı şikayet olup, İİK'nin 363/1. ve İİK'nin 365/1. maddeleri kapsamında yer almadığı, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf isteminin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, şikayet konusu işlem yanılgılı değerlendirilerek, mahkeme kararının kesin olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
İstinaf yoluna başvuru süresinin tefhim veya tebliğden itibaren on gün olduğu (İİK. mad. 363/1)- İstinaf dilekçesinin kaydedildiği tarihte istinaf yoluna başvurulmuş sayılacağı- Yasal süre geçtikten sonra istinaf yoluna başvurulursa, istemin reddine kesin olarak karar verilmesi gerektiği-
