Davacıların murisi olan müteveffa işçinin 02.02.2001 tarihi öncesinde işin mevsimlik iş olduğunun kabulü ile yılın bir bölümünde çalıştırıldığı, 02.02.2001 tarihinde daimi kadroya geçen işçinin o tarihten sonra Köy Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı iş yerinde aralıksız çalıştığı, yapılan iş değişmeksizin kadroya alınması suretiyle tüm yılı kapsar şekilde sigorta primlerinin yatırılmaya devam edildiği, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün 5286 s. K. ile kapatılarak iş yerinin İl Özel idaresine devredildiği anlaşıldığından, müteveffa işçinin, sürekli işçi kadrosuna alınması suretiyle tüm yıl benzer işlerde çalıştırılıyor olması daha önceki çalışmalarının niteliğini değiştirmez ise de, bu çalışmanın hukuken yok sayılmasının eşitlik ilkesine aykırılık sonucunu doğuracağı- Kadroya alınmadan önceki çalışma ile kadroya alınmadan sonraki çalışma arasında niteliksel bir fark yaratılması ya da kadroya alınmadan evvelki çalışma yok sayılarak işçi hakkında yeni işe girmiş gibi işlem yapılmasının da kanuni bir dayanağının bulunmadığı- Ekonomik yönden işverene bağımlı olarak çalışan işçinin çalıştığı süre içinde dava açmamış olması olgusunun işçi aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı- Mahkemece müteveffa işçinin kadroya geçirilmeden evvelki çalışmalarının çalışma süresine dâhil edilmesi suretiyle derece ve kademesinin belirlenerek fark alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu-
Davacının, davalı şirket nezdinde hizmet akdiyle çalıştığı, davalı işyerinin Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ilgili Kararı ile özelleştirme kapsamına alındığı, emsal dosya içeriklerinden işyerinin hisselerinin tamamını satın alan iş ortaklığına hisse devrinin ... tarihinde gerçekleştiği anlaşıldığından kapsamla, ilave tediye alacağının devir tarihine kadar hesaplanması gerekirken devir tarihini aşarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla sonuca gidilmesinin hatalı olacağı-
9. HD. 07.06.2018 T. E: 2017/7591, K: 12969-
Kesinleşen, bir diğer kararı dikkate alındığında, davacının hizmet süresinin 11 yıl 6 ay 24 gün olduğu, dolayısı ile davacının toplamda 11 yıllık izin hakkı bulunduğu dikkate alınmaksızın, 12 yıl üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilerek alacağın hüküm altına alınmasının hatalı olduğu-
Davacı işçinin davalıya ait iş yerinde 9 yıl 2 ay 1 gün çalıştığı, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 6 aylık ücreti tutarında belirlenmesinin doğru bulunmadığı, bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti oranında belirlenmesinin dosya içeriğine uygun düşeceği-
Dava dilekçesindeki talep de nazara alınarak, davacının bakiye 26 günlük yıllık izin ücret alacağı olduğuna karar vermek gerekirken, 40 gün üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulamayacağı- Dava dilekçesinde davalı işyerindeki çalışma saatlerinin 08.00-17.00 olmasına rağmen, davacının hafta içi ve C.rtesi günü saat 20.30’a kadar çalıştığı ileri sürülerek fazla çalışma ücreti istendiği, bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre ancak dava dilekçesindeki talep aşılarak davacının hafta içi saat 21.00’a kadar çalıştığının kabulünün hatalı olduğu- Dava dilekçesinin dava dışı şirketlere tebliği ile davanın ihbarı işlemi yerine getirilmeksizin yargılamaya devam olunarak hüküm kurulamayacağı- Davalı vekili, işçilik ücretlerinin genelgeye uygun olarak düşürüldüğünü ve işçilerle yeni iş akdi yapıldığını savunmakta iken, hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacının ücret farkı talep ettiği dönemde nazara alınarak alt işveren şirketlerden davacı ile böyle bir iş akdi yapılıp yapılmadığı hususunda araştırma yapılmadan karar veremeyeceği-
Yıllık ücretli izinle ilgili İş K. 53. maddedeki kıdem süreleri dikkate alınarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4; 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5; 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesi gerektiği, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınırın 8 aya kadar da çıkabileceği- Davacı 01.07.1990-05.11.2015 tarihleri arasında çalışmış olduğundan, kıdem süresi ve fesih sebebine göre işe başlatmama tazminatının 4 ay yerine 6 ay olarak belirlenmesinin uygun olacağı-
Kıdem tazminatı ile ilave tediye, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine ilişkin davada, kıdem suresinin farklı olduğu gerekçeli karar yazım aşamasında farkedilerek "gerekçeli karar ile kısa karar çelişmeyeceğinden kısa karar aynen korunmuştur..” denilmişse de, gerekçede davacının çalıştığı süre bakımından çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından, kararın bozulması gerektiği-
Davacı taraf "davalı işyerinde yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını", davalı ise "3 adet, farklı tarihlere ilişkin izin kullanmaya dair davacı imzası içeren belge sunarak "izinlerin kullandırıldığını" iddia etmiş olup, mahkemece söz konusu izin belgelerine itibar edilerek bu alacak talebi reddedilmişse de, davacı "bu belgelerin matbu olarak alındığını, gerçeği yansıtmadığını" iddia ettiğinden ve belgelerin matbu hazırlanmış evraklar olduğu ve tarih kısımlarının doldurulduğu görülmüş olduğundan, öte yandan izin defteri sunulmadığı gibi ilgili ücret bordrolarında yıllık ücretli izin kullanmaya dair bir kayıt da görünmediğinden, mahkemece ispata elverişli olmayan belgelere itibarla yıllık ücretli izin alacağı talebinin reddinin isabetsiz olduğu- Islah dilekçesinde açıkça faiz istenmesi gerekir mi?
Davalı işyerinde 01.06.1987 -15.04.2009 tarihleri arasında çalışmış olan davacı işçi işverene verdiği 15.04.2009 tarihli ibranamede, geçmiş yıllara ait kullanmadığı izni bulunmadığını belirtmiş olup ibranamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı belirlenmeli ve imza davacıya aitse 15.04.2009 tarihli ibranameye geçerlilik tanınıp, yıllık izin alacağı yönünden davacın işvereni ibra ettiği ve alacağın ibra ile sona erdiği kabul edilerek izin alacağı reddedilmesi gerektiği-