"Pazar gününün tatil olduğunu, işin durumuna göre hafta tatilinde de çalışıldığı" şeklindeki tanık ifadelerine dayanılarak hafta tatili çalışmasının ispatlandığının kabul edilemeyeceği, hafta tatili süresinin 24 saat olduğu ve bu süre bölünerek veya azaltılarak işçiye hafta tatili kullandırılamayacağı-
Davacı işçinin, davalıya ait işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı, davacının, davalı işverene noter kanalı ile gönderdiği dilekçe içeriğinde "çağrılmadığı halde defalarca işe başlama konusunda başvuruda bulunduğunu" beyan ettiği anlaşılmakta ise de; söz konusu davalı işyerinde, sezonun başlayıp başlamadığı, mevsimlik çalışan işçilerin işe başlatılıp başlatılmadığının anlaşılamadığı, bu nedenle özellikle sezonun hangi tarihte başladığının net bir şekilde ortaya konulması gerektiği, davacının olumsuz cevaplandırılan işe başlama başvurusunun yapıldığı tarihte sezon başlamış ise, bu durum işverenin feshi olarak değerlendirilip davacının kıdem ve ihbar tazminat isteğinin değerlendirilmesi gerektiği- M.lik işçinin, 4857 s. İş Kanunu'nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamayacağı-
İş sözleşmesi işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğine göre; işverenin talep ettiği ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği- İşverenin işçiye kullandırdığı yıllık ücretli iznin hak edilenden fazla olduğu öne sürülerek karşılığında parasal iade talep etmenin yasal bir dayanağının olmadığı, bu nedenle işverenin, işçiye fazladan kullandırdığı 6 gün için talep ettiği alacağın reddinin gerektiği-
İşverenin işçiye gerek işçinin yaptığı iş, uzmanlığı, öğrenimi, kıdemi gibi objektif nedenlere; gerek çalışkanlık, yetenek, liyakat gibi sübjektif nedenlere dayanarak farklı çalışma koşulları yaratabileceği; davacının sürekli işçi kadrosuna alınması suretiyle, tüm yıl benzer işlerde çalıştırılıyor olması daha önceki çalışmalarının niteliğini değiştirmezse de, bu çalışmanın hukuken yok sayılmasının eşitlik ilkesine aykırılık sonucunu doğuracağı, kaldı ki; kadroya alınmadan önceki çalışma ile kadroya alınmadan sonraki çalışma arasında niteliksel bir fark yaratılması ya da kadroya alınmadan evvelki çalışma yok sayılarak davacı hakkında yeni işe girmiş gibi işlem yapılmasının kanuni bir dayanağının da bulunmadığı, öte yandan; ekonomik yönden işverene bağımlı olarak çalışan işçinin çalıştığı süre içinde dava açmamış olması olgusunun işçi aleyhine değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı-
İşverenin yönetim hakkı kapsamında bulunan yıllık izinlerin kullandırmamasının haksız fesih sebebi oluşturması için; talep edilen izni kullandırmamanın, keyfi bir uygulama haline gelmesi gerektiği- Somut olay bakımından; kıdem tazminatının kabulüne dayanak yapılan yıllık izinlerin kullandırılmaması gerekçesi yerinde olmayıp, işçinin feshi haklı nedene dayanmadığından kıdem tazminatı talebinin reddinin gerektiği-
Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi gerektiği, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmadığı- Yıllık izinlerin kullandırıldığına ilişkin ispat yükünün işveren tarafından imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlanabileceği- İşçinin hiç yıllık ücretli izin kullanmadan çalıştığı kabul edilerek, hesaplama yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu-
M.lik işçilerin yıllık izne hak kazanması mümkün değilse de, işçinin bir takvim yılı içerisinde on bir ayı aşan çalışmasının bulunması halinde sadece o yıl için, işin mahiyetine göre her yıl çalışma dönemi olarak belirlenen dönem (mevsim) dışında çalışma var ise o yıl ile kısıtlı çalışma süresi yıllık izin ücreti hesabında dikkate alınacağı- İş yerinde tahmil ve tahliye işlerinde hamal, depo aktarmacısı olarak çalışan işçinin, fasılalı olarak çalıştığı ve fasılalı çalışmalarda ise işçinin tüm hizmet süresi birleştirilerek izne hak kazanamayacağı-