İnanç sözleşmesinin inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muamele olduğu- Bu sözleşmenin taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil ettiği-
06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in kira uyuşmazlıklarında uygulama alanı-
12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı- 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ- 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat-
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki içtihatlarında ve Dairemiz içtihatlarında belirtildiği üzere, davacı tacir olsa da alınan komisyonun hakkaniyete uygun olması gerektiğinden denetime elverişli erken kapama komisyonu oranının belirlenmesi için makul sayıda kamu ve özel bankalardan somut uyuşmazlığa konu kredinin/kredilerin kapatılması tarihinde fiilen uyguladıkları oranlar (TCMB'na bildirilen oranlar değil) sorulmak ve bu şekilde emsal uygulamalar çerçevesinde bilirkişi raporu ile uygun ortalama oran tespit edilmek (bu belirleme yapılırken diğer bankalardan gelen %0 komisyon alındığı yönündeki uygulamanın oranlamada dikkate alınmaması gerekmektedir) suretiyle davalı bankanın tahsil ettiği erken kapama ücretinin hakkaniyete uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekeceği-
Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasının gerekli olduğu, bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağının düzenlendiği, somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup, ödeme planında da KKDF'nin %0 olarak belirlendiği, bahsi geçen ilgili tebliğe göre, ticari kredilerin KKDF istisnasında olduğu, o halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik istirdat talebinin yerinde olduğu-
Uyuşmazlık, elektrik enerjisi satış sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle cezai şart alacağının tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, davacının davalıdan cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir...
Reçete bedeli, cezai şart ile fesih işlemine dair kurum işleminin iptali istemi- Sözleşme uyarınca, reçete bedelinin ödenmesi için cihaz satış ve uygulamasının bizzat müracaat edilen merkez tarafından yapılması gerektiği- Sözleşmede adres esasının benimsendiği, sorumlu müdürün bizzat merkezde bulunması gerektiği, sorumlu müdürün bizzat merkezde bulunması zorunlu olduğundan şubede bulunmasının mümkün olmadığı- Sözleşmede davacının şubesi bulunduğu ya da şubeler üzerinden de reçete karşılayabileceği yolunda hiçbir düzenleme olmadığı- Davacıya ait şubelerin Sözleşme kapsamında “farklı merkez” olarak nitelendirilmesi gerektiği- Aksi belirtilmedikçe ihtiyati tedbir hükmün kesinleşmesine kadar etkili olacağı-
Hizmet sözleşmesi gereğince ödenmeyen hak ediş bedellerinden kaynaklı alacağın tahsili istemi- Hakediş raporlarına usulüne uygun itiraz etmeyen davacının başkaca delillerle alacağını ispatlamak suretiyle fazladan ödediğini ileri sürdüğü işveren payından kaynaklı bedeli davalıdan talep etme hakkının bulunmadığı-
"İş sahibi aleyhine verilen kararın temyiz edilerek kararın Yargıtay tarafından esastan bozulması için temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmetinin verilmesi" ve "kararın bozulması halinde 4.000.000 USD ödeneceğinin" kararlaştırıldığı avukatlık sözleşmesinde davacı avukat tarafından sağlanacak hukuki yardımın kapsamının belirtilmediği ve bu hali ile sözleşmenin TBK 26 ve 27 gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğu- Geçersiz avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağının söz konusu olmayacağı ve davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmayacağı-
