İnanç sözleşmesinin inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muamele olduğu- Bu sözleşmenin taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil ettiği- Protokolün feshi için borçlu tarafından gönderilen ihtarnameye verilen cevabi ihtarnamede, alacaklının feshe bir diyecekleri olmadığını bildirdiği, nitekim Yargıtay kararında da fesih ihtarnamesinden bahsedildiği, bu nedenle icra takibinin talikine karar verilmesinin hatalı olduğunun bildirildiği ve davalı tarafın dava konusu taşınmazın altın alacağına teminat olarak verildiğinin kararlaştırıldığı protokolü inkar etmediği- Bu durumda, alacaklı ile borçlunun karşılıklı iradeleri ile protokolü sona erdirdikleri ve sözleşmenin geçersiz hale geldiği, davacının anılan protokolün tarafı olmadığı, borçlu taraf lehine kayden maliki olduğu dava konusu taşınmazı alacaklıya teminat olarak devrettiği, ...’nin tarafı olmadığı ve geçersiz hale gelen protokol uyarınca alacaklıya bir edim yükümlülüğü bulunmadığı gibi borcun kefili de olmadığı- Davacının tapu iptali ve tescili talebinin bedel depo ettirilmeksizin kabulüne karar verilmesi gerektiği-

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ...