Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verildiği gözetilerek, kararı temyiz eden borçluların gerekçeli istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece kamu düzeninden inceleme yapılarak yazılı gerekçe ile istinaf talebinin reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Alacaklının temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin ve UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucu; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının taraf vekillerine tebliğ edildiği, borçlu vekilince ve alacaklı vekilince süresinde gerekçeli istinaf dilekçelerinin sunulduğunun ancak sehven ilk derece mahkemesi dosyasına girmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, o h0alde; Bölge Adliye Mahkemesi’nce, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verildiği gözetilerek, kararı temyiz eden alacaklının gerekçeli istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece kamu düzeninden inceleme yapılarak yazılı gerekçe ile istinaf talebinin reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
İlk derece mahkemesince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına kararı verilmeksizin dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine sevkedilmesi halinde bu yöndeki kararın Bölge Adliye Mahkemesince de verilebileceğine ilişkin bir kanun hükmünün bulunmadığı, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, kendisine anlatılan şekilde intikal eden dava dosyaları bakımından HMK’nın 352. maddesi uyarınca başvuru şartlarının yerine getirilmediğinin saptanması halinde verilmesi gerekli kararın, dava dosyasının ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi ve HMK’nın 344. maddesi çerçevesinde yasa gereğinin takdir ifasının talep edilmesi ile sınırlı olduğu, tüm bu sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına dair kararının yerinde olmadığı-
İstinaf isteminde bulunan şahsın şikayete konu takipte alacaklı sıfatıyla yer aldığı, istinaf incelemesine konu ilk derece yargılamasında davalı olarak bulunduğu ve aleyhinde hüküm tesis edildiği görülmüş olup istinaf yoluna başvurma hakkının bulunduğu-
Bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla ilk derece mahkemesinin kararının hukukî varlığını kaybettiği- Bölge adliye mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına uyulmakla yapılan yargılama ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmadığı; bu itibarla Özel Daire bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesince uyulan bozma kararı doğrultusunda uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken, hayatiyetini kaybetmiş ilk derece mahkemesi kararı ile ilgili istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı-
Miktar olarak kesin nitelikteki kararlarda, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca etkili olmadığı- Buna göre; mahkemece verilen kararın usule ilişkin nihai karar olduğu - Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolunun da kapalı olduğu, dolayısıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği - Davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının incelenmesinde, açılan davada husumetin taraflarına yönetilemeyeceği yönünde itiraz ileri sürülemeyeceği - Zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiği istinaf itirazına  gelince, davacı hakkında ilk derece mahkemesince ilişim Sistemlerinin, Banka ve Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Tahsis Edilmeyen Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve katılmak., Banka ve kredi kurumlarını dolandırmak suçlarından verilen cezaların onandığı- Davacının zararını Off Shore Bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlaması gerektiği -Davalı bankanın ve feri müdahilin zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki istinaf itirazlarının bu nedenle yerinde olmadığı - Off shore hesabına yatırılan anaparaya bu miktarın yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi uygulanması gerekmekte olduğu, akdi faize hükmedilemeyeceği -Dolayısıyla davalı vekili ile feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği -
Hakim tarafından değiştirilmesi mümkün olmayan kanun yoluna başvuru sürelerinin kamu düzeni ile ilgili re'sen gözetilmesi gereken kesin sürelerden olduğu- Tevkil edene yapılan sonraki tarihli tebligatın istinaf başvuru süresini ihya etmeyeceği- Yetki belgesinin süreli olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığından, gerekçeli kararın tevkil edilen vekile tebliğinin usule aykırı olmadığı-
HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak ön incelemede başvuru şartlarının yerine getirilmemesi halinde, gerekli kararın verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de lüzumlu karar, HMK'nın 344. maddesi gereğince karar verilmek üzere dosyanın İlk derece mahkemesine iadesi kararı olup bu şekilde davalıya iki aşamalı kanun yolunun önü açılmış olacağı-