İşbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması, yargılama aşamasında hesap bilirkişi raporu alınmak suretiyle davaya konu alacak miktarlarının belirli hâle gelmemesi, varlığı tartışmalı olan bu alacaklar yönünden davacı tarafça talep arttırımı yapılmaması gibi hususlar nazara alındığında varlığı tartışmalı olan ve miktarı belirli hâle gelmeyen dava konusu alacak yönünden miktar itibarıyla kesin olduğundan ve istinaf kanun yolunun kapalı olduğundan söz edilemeyeceği-
Bölge adliye mahkemesince verilen kararın HMK 353/1-a-6 gereğince kesin nitelikte olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre somut olayda eksikliklerin ilk derece mahkemesince mi yoksa bölge adliye mahkemesince mi giderilmesi gerektiği-
İstinaf kanun yoluna başvuran borçlunun süre tutum dilekçesi vermesine rağmen, kararın tebliği üzerine yasal süresi geçtikten sonra ayrıntılı istinaf başvuru dilekçesi vermesi karşısında, HMK.'nin 352 ve 355. maddelerine göre istinaf incelemesinin kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılması gerekeceği- Yasal sürede istinaf süre tutum dilekçesinin sunulmasına rağmen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük yasal sürede gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığından, istinaf süre tutum dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların temyiz incelemesinde değerlendirilemeyeceği-
İşyeri hekimliği ücret alacağına ilişkin davada temyiz incelemesine konu miktar direnme kararının verildiği tarih itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesinin gerektiği- "Kesinlik sınırı belirlenirken sadece direnme konusu uyuşmazlığa değil hükmedilen tüm alacakların toplam miktarına bakılması gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturduğundan ve dosya içeriğine göre iptali istenilen taşınmaz değerine göre daha az olan takip konusu alacak 27.384,94 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmakta olduğundan, karara karşı temyiz yoluna başvuralamayacağı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturduğundan ve dosya içeriğine göre iptali istenilen taşınmaz değerine göre daha az olan takip konusu alacak 94.451,95 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından, verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceği, temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekeceği-
Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edene 23.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra 08.12.2022 tarihinde verilip kaydettirildiği, davacıların temyiz yoluna başvurusu süresinde olmadığından, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK.nun 364/2. maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 366.maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddi kararı doğru olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekeceği-
Temyize konu edilen toplam miktar 94.023,68 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı tarihi (12.04.2022) itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kalması-
Bölge Adliye Mahkemesince, borçlu tarafından gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmadığının tespiti yerinde ise de; HMK’nın 342/3. maddesinde belirtildiği üzere, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde süre tutum dilekçesi verildiği gözetilerek, HMK’nın 352 ve 355. maddeleri uyarınca kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere yapılan istinaf incelemesinde, kamu düzenine ilişkin olan toplu ipotek hususunun karar gerekçesinde tartışılması gerekirken bu konuda değerlendirme yapılmadığı görüldüğünden, toplu ipotek iddiası değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulması maksadıyla kararın bozulması gerektiği-