Tebliğ memurunun, muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve en yakın komşu durumdan haberdar edilmeden gerekçeli kararı muhtara tebliğ etmesi ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile tebliğ işlemini tamamlaması halinde, yapılan tebliğin usulsüz olduğu- İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı istinaf edene usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden, istinaf talebinin süresinde olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince, süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi verildiği halde, incelenen ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın HMK’nun 352. maddesi gereği istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hangi nedenle ‘kesin’ olarak verildiği anlaşılamadığı gibi, ilk derece mahkemesince kesinleşme şerhi verilmesinin de doğru olmadığı-
Kamu düzeni ile sınırlı inceleme yapıldığı, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Şikayetçinin süresinde, süre tutum dilekçesi vererek istinaf isteminde bulunması ancak gerekçeli kararın tebliğine rağmen yasal 10 günlük süre içerisinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunmaması halinde, kamu düzeni ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiği-
Mahkeme hükmünün tanıkların dinlenmemesi yönünden istinaf edilmediği, bu hususun kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmediğinden bahisle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, tarafların istinaf talepleriyle sınırlı olarak inceleme yapmakla yükümlü olacağı-
Süre tutum dilekçesinin tefhim tarihinden itibaren süresinde sunulması, istinaf gerekçelerini içeren dilekçenin ise 10 günlük süre için verilmemesi hainde, Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf dilekçesini reddetmeden kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere istinaf istemini inceleyip sonucuna göre karar vermesi gerektiği-
Borçlu vekilinin adreste bulunmadığının tespiti yapılmadan doğrudan çalışana yapılan tebligatın usulsüz olduğu- Borçlunun usulsüz tebligatı en geç istinaf dilekçesi ile öğrendiğinin kabulü gerektiğinden anılan dilekçe tarihi itibariyle istinaf isteminin süresinde olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde verildiği kabul edilerek, gerekçeli istinaf isteminin incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İlk derece mahkemesinin kararının tefhiminden sonra süre tutum dilekçesi verilerek istinaf isteminde bulunulması ancak; gerekçeli kararın tebliğine rağmen yasal 10 günlük süre içerisinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmaması halinde istinaf dilekçesi reddedilmeden, kamu düzeni ile sınırlı olmak üzere istinaf isteminin inceleneceği-
Süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi, istinaf gerekçelerinin ise süresinden sonra verilmesi ve ilk derece mahkemesi kararında "kamu düzenine aykırılık" bulunmadığının tespit edilmesi durumunda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin, HMK. mad. 353/1-b1 gereğince, istinaf isteminin esastan reddine karar vermesi gerektiği, usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-