Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edene 23.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra 08.09.2025 tarihinde verilip kaydettirildiği, davacı şikayet edenler vekilinin temyiz yoluna başvurusu süresinde olmadığından, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364/2. maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddi kararı doğru olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekeceği-
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddi-
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddi
Temyiz dilekçesinin süre aşımı sebebiyle reddi-
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararların, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 maddesi uyarınca temyiz edilemeyeceğinin düzenlendiği- Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekeceği- Dosya içeriğine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 158.340,00 TL olup Itiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 300.000,00 TL' nin altında kaldığı-O halde itiraz Hakem Heyeti kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davalı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı-Dosya içeriğine göre davacının icra takibine konu toplam alacağı 1.490.349,59 TL, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ise 165.000,00 TL olup, temyize konu edilen bu miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı-
Dosya içeriğine göre, davalı-davacı erkek asıl davada aleyhine tespit edilen, hükmedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 352.976,98 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı-davacı erkek vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekeceği- Taşınmazın edinme tarihi dikkate alınarak kişisel mal olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de; öncelikle taşınmaza evlilik birliği içinde yapılan iyileştirmelerin taşınmazın kaba inşaat seviyesi dışındaki, diğer ifade ile taşınmazın kaba inşaat halinden taşınmazın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan iyileştirmeler olduğu kabul edilerek ve bu konuda konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden raporda alınarak ve son olarak iyileştirmelerin edinilmiş mallardan karşılandığı da gözetilerek; iyileştirmeler yönünden davalı-davacı erkek lehine değer artış payı alacağına hükmedilmesi gerektiği-
"İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine konusu borcun ödendiği için icranın geri bırakılması" istemine ilişkin şikayetin (yasal 7 günlük) süre aşımından reddine ilişkin kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığı- "Kararın, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde takip konusu borcun ödendiği için icranın geri bırakılması isteminin 7 günlük sürede ileri sürüldüğünden süre aşımından reddine ilişkin olduğu ve istinafı kabil bir karar olduğu, Bölge adliye mahkemesinin de istinaf istemini esastan inceleyerek reddetmiş olup bu kararına karşı temyiz talebinde bulunulduğu, karar temyiz edilebilen kararlardan olduğundan şikayetçi yönünden işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün kabul görmediği-
Direnme kararını temyiz eden davalı aleyhine hükmedilen ve uyuşmazlık konusu olan fazla çalışma ücreti brüt 7.435,13 TL olup direnme karar tarihi olan 24.01.2025 tarihi itibarıyla HMK'nın geçici 3. maddesi gereğince uygulanması gerektiği-
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeninden esas hakkında verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması hâlinde dosyanın, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği (HMK m. 373/2)- Özel Daire tarafından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmiş olmasının, bölge adliye mahkemesinin HMK m. 373/3 kapsamında bozma kararına karşı direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin ilk derece mahkemesine devri sonucunu da doğurmayacağı- Özel Dairenin birinci bozma kararı ile bölge adliye mahkemesinin esastan verdiği hükmün araştırmaya ve incelemeye yönelik bozulmasına rağmen HMK m. 373/2'ye aykırı olarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince bozma ilâmı ile ilgili olarak HMK m. 373/3 çerçevesinde bir karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken anılan hükme aykırı şekilde işletilen yargılama sürecinde araştırma ve inceleme yapılarak neticede direnme adı altında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu-
