Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hüküm kesinleşmiş ise; bu husus bir "yargılamanın yenilenmesi" sebebi olduğu (HUMK mad. 445/10)-  Tarafları, dava sebepleri ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde, birinci hüküm lehine olan tarafın kesin hükümden istifade edeceği (HMK. mad. 303) ve yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, ikinci hükmün iptaline karar verileceği- Kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, mahkemece, yargılamanın yenilenmesi sebebinin mevcut olup olmadığı resen araştırılması gerektiği- Kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen dosyalar mahkemece getirtilip incelenmeden ve yargılamanın yenilenmesi sebebinin olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu- 
Yargılanmanın yenilenmesi istemine ilişkin davada, mahkemece, ileri sürülen sebeplerin HMK'nın 375/1. maddesinde yazılı sebeplerden olmadığı kabul edildiğine göre, HMK'nın 379/1-c ve 379/2. maddeleri yollamasıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Talebe konu iddiaların önceki yargılamada mahkemece ve Yargıtay'ca değerlendirildiği, yargılamadan sonra ortaya çıkan yeni bir durumun söz konusu olmadığı, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı-
Mahkemece, HMK.nın 347 ve devamı maddeleri doğrultusunda davacının talepleri yapılan yargılama ve Yargıtay aşamasında denetlenmiş olup, HMK.nın 375 ve devamı madde koşullarını içermeyen talebin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, davacının yargılamanın iadesi talebine dayanak olarak göstermiş olduğu, “davalının alacaklı olup olmadığı kesinleşmeden icra takibine geçtiği” hususunun HMK'nun 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi nedenleri arasında gösterilmediği gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Yargılamanın iadesi istenilen dosyanın davalısının(işbu dosya davacısı) tebligatın usulsüz olduğu iddiasıyla hükmü temyiz etmeden, doğrudan yargılamanın iadesi yoluna başvurduğu, davacı tarafça tebliğ durumu öğrenilir öğrenilmez bu husus belirtilip Tebligat Kanunu 32. maddesine göre öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilerek bu tarihten itibaren süresi içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulması gerektiği halde, süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulmadığından ancak sınırlı hallerde uygulanabilen ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi yolu ile istenilen sonucun elde edilmesinin olanaklı olmadığı, o halde mahkemece yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın ilgili hükümleri uyarınca davacı-borçlunun kredi miktarından kefil olarak sorumluluğunun söz konusu olduğu, yeniden yapılan hesaplamada kesinleşen karara esas alınan önceki raporla aynı alacak rakamlarına ulaşıldığı, davacının yargılamanın yenilenmesi olarak ileri sürdüğü sebeplerin kesinleşen kararda ulaşılan sonucu değiştirmeyeceği-
Yargılamanın iadesi istemi üzerine hakimin, taraflara iddia ve savunmalarını bildirmeleri ve belirlenen günde oturuma gelmeleri için davetiye gönderip duruşma yapmadan yargılamanın iadesi isteği hakkında hüküm kuramayacağı- Daha evvel verilip kesinleşen dosya üzerinde, tarafları duruşmaya davet etmeden ek karar ile talebin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Sonradan ele geçirildiği ileri sürülen belgenin, yargılamanın iadesine konu davada uyuşmazlık konusu olmadığı- Önceki tarihli verilen karar miktar nedeniyle kesin nitelikte olup; delillerin takdirinde yapılan hata ise tek başına yargılamanın iadesini gerektirmediğinden, mahkemece şartları oluşmadığından yargılamanın iadesine ilişkin davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davalının yargılamanın yenilenmesi talebinin, sınırlı olarak sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin hiçbirinin mevcut olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-