Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-
Tasarrufun iptali davasında İİK'nın 281/2. maddesi gereğince verilen kararın adı ihtiyati haciz olmakla birlikte gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde özel bir hukuki koruma vasfı taşıdığı, borçlu veya üçüncü kişinin genel malvarlığına yönelik bir haciz teşkil etmediği; bu nedenle İİK'nın 266. maddesinde öngörülen teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılmasına dair usulün bu tedbir hakkında uygulanamayacağı gibi, şerhin infazına ve kaldırılmasına ilişkin şikayetleri inceleme yetkisinin de icra mahkemesine değil tedbir kararını veren mahkemeye ait olduğu-
Tasarrufun iptali davasında İİK'nın 281/2. maddesi uyarınca verilen haciz kararının HMK'nın 389 vd. maddeleri anlamında ihtiyati tedbir niteliğinde bulunmadığı; asıl icra takibinde borçlu sıfatı taşımayıp taşınmazı devralan üçüncü kişinin tasarrufun iptali davası devam ederken meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikayetinde bulunamayacağı, bu husustaki savunma ve taleplerin ancak tasarrufun iptali davasının görüldüğü mahkemede değerlendirilebileceği-
Teminat karşılığında tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen HMK’nın 395. maddesinin üçüncü fıkrası ile durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasının düzenleyen 396. maddenin ikinci fıkrasında itiraza ilişkin 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının kıyasen uygulanacağı açıkça belirtilmiş olup bu haliyle, 394. maddenin üçüncü fıkrasına yapılan atıf ile üçüncü kişilerin itirazı, dördüncü fıkraya yapılan atıf ile de itirazın şekli ve incelenmesinin kıyasen uygulanacağı hususlarının düzenlenmiş olduğu- Kanun koyucu bilinçli olarak kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapmadığından; istinafa konu edilen ara karara karşı itiraz yolu açık olup, bahsi geçen ara karar HMK'nın 341/1 maddesi kapsamında istinafa tabi kararlardan olmadığı-
HMK'nun 396. maddesine göre durum ve koşulların değiştiği sabit olursa talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği, bu halde itiraza ilişkin HMK'nun 394/3. ve 4. fıkralarının kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilmekle, bahsi geçen yasa maddesinin istinaf başvurusunu düzenleyen 5. fıkrasına atıfta bulunulmaması neticesinde ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına ilişkin kararlar ile bu kararlara yönelik itirazlar neticesi ilk derece mahkemesinin verdiği kararlara karşı istinaf yolunun kapatıldığı-
Takip ayakta olup gelinen aşama göz önüne alındığında, teminat mektubunun iadesine karar verilmesine ilişkin karara hayatiyet kazandırılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği ve mağduriyete neden olabileceği-
Tasarrufun iptali davasında İİK'nın 281/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz kaydına işlenen şerhin ihtiyati tedbir mahiyetinde bir geçici hukuki koruma olduğu; taşınmazı devralan üçüncü kişinin İİK'nın 266. maddesi uyarınca icra dairesine veya icra mahkemesine teminat mektubu sunarak taşınmaz üzerindeki tasarrufun iptali şerhinin kaldırılmasını isteyemeyeceği, geçici hukuki korumanın değiştirilmesi veya kaldırılması takdirinin iptal davasına bakan mahkemeye ait bulunduğu-
Şikayete konu edilen ihtiyati haciz kararının İİK'nın 257. madde ve devamında düzenlenen haciz kararı olduğu, tedbir niteliği bulunmadığı, tazminat davasının konusunu oluşturan mala ilişkin olarak verilmeyip, mal kaçırılmasını önlemek amacıyla genel olarak verilen ihtiyati haciz kararı olduğu, bu haliyle somut uyuşmazlıkta İİK'nın 261/son maddesinin uygulanmasının gerektiği anlaşılmakla, şikayetin icraya konu haciz kararının infaz edildiği icra müdürlüğünün bağlı olduğu İcra Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği-
Taşınmazları hacizle yükümlü olarak iyi niyetle satın alan şikayetçi üçüncü kişinin, tapu kayıtlarında belirli olan ve kesinleşen haciz miktarı üzerinden sorumlu olduğu- Alacaklının icra takibinde talep ettiği miktar (300.000 USD), tapu kayıtlarına şerh edilmediği veya ek tamamlayıcı bir haciz yapılmadığı sürece, bu hususun iyi niyetli üçüncü kişi aleyhine sonuç doğurmayacağı- Şikayetçi üçüncü kişinin, taşınmazların tapu kaydında bulunan tutar kadar (müzekkerelerde yer alan 1.063.950 TL tutarında) ihtiyati haciz kararından sorumlu olduğu, ihtiyati haciz miktarı, faiz ve masrafları ödendiği takdirde, tapu kaydında bulunan (ihtiyati) hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiğinden, İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı-