Temyiz aşamasında davalı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde ............... tarihinde haciz yapıldığı, bu hacizde kapıyı açan olmadığı, karşı komşudan sorulduğunda, borçluların 1 hafta kadar önce taşındıklarını beyan ettiği, yeni adres bilinmediğinden borçluya ait herhangi bir emare bulunmadığı, dairenin boş olduğunun kapı dürbününden görüldüğü ve haczedilecek herhangi bir menkulün tespit edilemediğinin belirtildiği, yine aynı gün bir başka adreste yapılan hacizde; kapıyı ............'nın açtığı, burada kendisinin yaşadığını ve evin kendi evleri olup, kiracı olmadıklarını, borçluyu tanımadığını beyan ettiği ve borçluya ait herhangi bir mal veya emareye rastlanmadığının da haciz tutanağı ile tespit edildiği anlaşılmış olup, İİK'nun 105/2 maddesine göre borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde yapılan ............. tarihli haciz tutanağının İİK'nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmünde olduğu, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu şirketin aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafça ....................... İcra Dairesinin ........................ esas sayılı dosyası üzerinden İİK.nun 105/2 maddesi gereğince alınmış geçici aciz vesikası veya İİK.nun 143.maddesi gereğince alınmış kesin aciz vesikası sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bir davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilemeyeceği; mahkemece "aciz vesikası niteliğinde belge sunulmadığı" belirtilmiş ise de , dosya içerisinde yer alan ve davalı borçlunun bilinen adreslerinde tutulan 21.05.2012 ve 26.06.2012 tarihli haciz tutanaklarının İİK'nın 105. maddesi kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu görüldüğünden bu gerekçenin yerinde olmadığı, öte yandan "davalı 3. kişi tarafından" alacağın gerçek bir alacak olmadığı, borçlu ile alacaklı arasında danışıklı işlemler bulunduğu iddia edilmiş olduğundan bu durumda alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı, takibin kesinleşme şekli, tarafların ekonomik durumları göz önüne alınarak yaptıkları işe göre takibe konan senetler ile ilgili olarak delilleri sorularak gerektiğinde ticari defter incelemesi de yapılarak alacağın gerçek olup olmadığı irdelenerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin kesinleşmesinden sonra takibin zamanaşımına uğraması-
“Mahalde haczi kabil mal bulunamadığından herhangi bir işlem yapılamadı, borçlunun haczi kabil malım yoktur, aciz durumdayım” beyanının yazıldığı haciz tutanağı geçici aciz vesikası hükmünü taşır mı? Borçlunun adına kayıtlı hacizli taşınmazları ve araçlarının olduğu mahcuzların kıymet takdiri yapılmadan geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı düzenlenmesi usule uygun mudur?
Davacı tarafından davalı borçlu hakkında düzenlenmiş kesin aciz belgesinin ve/veya davalı borçlunun bilinen adreslerinde tutulmuş, İİK 105 kapsamında geçici aciz belgesi nitelinde haciz tutanağının dosyaya ibraz edilmediğinin anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının reddi gerektiği-
Dosyaya sunulan haciz tutanaklarının incelenmesinde haciz mahallinin kapalı olduğu, icra memurlarınca haciz mahalline girilemediği, borca yeterli mal bulunup bulunmadığının tutanakta yer almadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan haciz tutanaklarının İİK'nun 105 inci maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilemeyeceği, İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmesi ve yargılamaya devam olunabilmesi için geçici veya kesin aciz belgesinin ibrazının zorunlu olduğu, davacının usulüne uygun biçimde verilen kesin süre içinde dava şartını yerine getirmediğinden, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı ile dava dışı şirket arasında sermaye sahiplik fiili kurucu ve yöneticinin H olması nedenleri ile organik bağ bulunduğu, bu şirketlere ve kişiye davalı kredi müşterisi X şirketinin gelen hak ediş bedelinden bir çok kez para ödemesi ve transfer edilmesinde birlikte hareket ettiklerini gösterdiği, davalı banka ve diğer davalıların davacıya zarar verme kastı ile hareket ettiklerinin toplanan deliller nazarında ortaya çıktığı, bu itibarla tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davacı tarafından dosyaya İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde haciz tutanağını veya kesin aciz belgesinin ibraz edilmediğinden dava şartı yokluğundan tasarrufun iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava dayanağı olan icra takip dosyasında İİK'nun 105. maddesinde belirtildiği şekilde borçlu davalı şirketin adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmadığı - Her ne kadar davalı borçlu şirketin kredi sözleşmesinde belirtilen adresinde haciz yapılmış ise de, bu adreste başka bir şirketin faaliyet gösterdiği, bu şirketin faaliyet gösterdiğine ilişkin olarak vergi levhası ile kira sözleşmesinin sunulduğu, yani davalı borçlu şirketin bu adresle bir ilgisi kalmadığı, davalı borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı olan adresinde ise haciz yapılmadığı - Bu durumda, davalı borçlu şirketin aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
