Davacı ile davalı imam nikahı kıyarak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve bir süre birlikte yaşamışlar ve bu birliktelik sebebiyle de davacı tarafından kendisine verilen ziynet eşyalarının iadesinin talep edilmesi halinde; taraflar arasında resmi evlilikten ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilemeyeceğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlık "haksız fiil" olarak nitelendirilip buna göre çözümlenmesi gerekeceği, bu durumda, davanın dayanağı haksız fiil olduğundan; uyuşmazlığın genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesinde) bakılması gerekeceği-
Mahkemece dinlenilen davalı tanıkları davacının evden giderken üç tane bileziğinin olduğunu gördüklerini belirttikleri halde ziynet eşyalarına ilişkin talebin tamamının kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Davacının evlenirken yedinde bulunan ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde satılarak davalı tarafından araba alındığının ve tekrar verilmediğinin toplanan deliller ve tanık anlatımlarından anlaşıldığı o halde mahkemece, dava konusu edilen ziynetlerle ilgili davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Dinlenen tanığın; kasadaki 60 tane küçük altın ve 5 tane yarım altının kendisine ait olduğunu, kasadaki diğer ziynetlerin ise davacı gelini ile davalının oğluna düğün sırasında takılan ziynetler olduğunu beyan ettiği- Davalı tarafın iddiasını ispatı için başkaca delil ibraz etmediği, başkaca bir delil ile desteklenmemiş tanık beyanına itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- Davalı taraf, delil dilekçesinde "sair ikamesi mümkün her türlü delil" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, davalı tarafa davacıya yemin teklif etme hakkının bulunduğu-
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ziynet eşyalarının ve ev eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkin olduğu, buna göre davanın konusu, Aile Hukukundan kaynaklandığına göre, açılan bu davanın 4787 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince, Aile Mahkemesinde bakılması gerektiği-
Mahkemece, aynen iadenin mümkün olmaması halinde, eşyaların miktar belirtilerek bedeline hükmedilmesi gerekirken, sadece aynen iadesine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davacı kadının boşanma davası ile birlikte harcını da yatırarak ziynetlerinin aynen iadesini, olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini de istediği davada, mahkemece davacının ziynet talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği-
Kişisel eşyaların iadesine ilişin davanın aile mahkemesinde (aile mahkemesi olmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesinde) görülmesi gerekeceği-
Ziynet ve eşya alacağına ilişkin davaların istihkak davası niteliğinde olduğu-Davanın Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi gereğince boşanmanın feri olarak nitelendirilemeyeceği ve zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabul edilemeyeceği-
Ziynet eşyalarının iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkin davalara aile mahkemesinde bakılması gerekeceği-
