Vekil, mazeret dilekçesinde yokluğunda karar verilmesi yönünde bir talebi bulunmadığından ve mazereti kabul edildiğinden mahkemece yeni bir duruşma günü tayin edilerek, vekile usulüne uygun tebliği sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği-
Hem davacı hem de davalı tarafın mazeret dilekçeleri üzerine mahkemece mazeretin kabulüne karar verilmesine karşın tarafların yokluklarında hüküm kurulmasına dair talepleri olmadığı halde esasa yönelik hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu-
Bölge adliye mahkemesince; Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyulmakla artık davanın esası hakkında bozma kararına uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken, kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile yetinilerek hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğu-
Davayı kabul etme yetkisinin ancak kendisine karşı dava açılmış olan kişiye yani davalıya ait olduğu- Dava ehliyeti olmayan davalıya karşı veya onun tarafından yapılan usul işlemlerinin geçersiz olduğu, ancak kanuni temsilcinin davalıya karşı veya onun tarafından yapılan işlemlere icazet verebileceği, davaya kabul beyanının aynı zamanda vesayet makamının iznini gerektireceği- İlk derece mahkemesi kararının, bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nin 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Bölge adliye mahkemesince, Yargıtayın bozma ilamı yanlış yorumlanarak, daha öncesinde kaldırılmasına karar verdiği, dolayısıyla hükümsüz hale gelen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalının yaptığı istinaf başvurusunu tekrardan inceleyerek başvurunun esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine dosya yeniden esasa kaydedilmiş, HMK'nın 373. maddesi uyarınca bozma kararı taraflara tebliğ edilerek duruşma açılmış ve tarafların beyanı alınmış ise de, bozmaya uyulup, uyulmadığına ilişkin bir ara kararı oluşturulmadan, şikayetin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı- Bozma öncesinde mahkemelerce tebligatı alan kişinin isminin ........... olduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmesi, alacaklı tarafından kanun yolu aşamalarında tebligatı alan kişinin halen borçlu yanında çalışan ............ olduğunun ileri sürülmesi ve tebliğ mazbatasının da yeterince okunaklı olmaması karşısında yalnızca ............. yönüyle inceleme yapılmış olmasının yeterli olmadığı- İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyulup uyulmama konusunda bir ara karar oluşturulmadan ve tebliğ mazbatasında adı geçen ................ yönüyle zabıta araştırması yapılmadan, eksik inceleme ile hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Çek yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasında; davanın davalı banka yönünden kabulüne, ... TL bedelli çekten ötürü davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine-
Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay bozma ilamı yanlış yorumlanarak, daha öncesinde kaldırılmasına karar verdiği, dolayısıyla hükümsüz hale gelen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacının yaptığı istinaf başvurusunun tekrardan incelenerek başvurunun esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Muhdesat aidiyetinin tespiti isteği- Bölge adliye mahkemesi tarafından, HMK 373/3 gereğince bozma ilamına uyulduğuna göre, bozmaya uygun olarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği-
Temyize konu dosya daha önce Yargıtay denetiminden geçerek esastan bozulmuş olduğuna göre istinaf değil temyiz kanun yoluna tabi olduğu, bu dosya ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen  kararın ve o karar üzerine eksik harç tamamlanmak suretiyle verilen İlk Derece Mahkemesi kararının yok hükmünde olduğu- Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere aynı taşınmaz hakkında davanın tarafları arasında görülen dosyanın yargılamanın yenilenmesi dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği-