Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesinin gerekli olduğu ve söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiği-
Yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığı- HMK 266 madde hükümlerine göre İtiraz Hakem Heyetince, kazaya ilişkin varsa eğer ceza dosyası da celp edilerek İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişiden dosyadaki tüm deliller ve ceza dosyasındaki ifadeler birlikte değerlendirilerek kusur oranlarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi 19 uncu fıkrasına göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davasının açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme ışığında uzlaşma raporunun düzenlenmesi halinde davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığının, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabul edilmekte olduğu, ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 sayılı ve Resmi Gazete'nin 18.10.2023 günlü sayısında yayımlanan kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekeceği, bu itibarla İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verildiği-
Kaza tarihi 02.06.2019 olup uygulanması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda oluşan maluliyet oranının belirlenmesi gerektiği-
Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık sürenin geçmediği, bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığı, o halde; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Engel Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İtiraz Hakem Heyetince, kazaya ilişkin varsa ceza dosyası da celp edilerek İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişiden dosyadaki tüm deliller, alınan kusur raporları ve ceza dosyasındaki ifadeler birlikte değerlendirilerek tarafların kusur oranları belirlenerek kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerektiği-
Davacının, kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptaline karar verildiği-
İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 12 aylık sürenin dolmuş olması dikkate alınarak kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik eki cetvellerine göre denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekeceği-
Kazanın 23.06.2017 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri geçerli olduğundan dosya mevcut maluliyet raporunda bu yönetmeliğe göre belirlenen maluliyet oranının %5 olduğu anlaşıldığından; davacıda oluşan %5 maluliyet oranına göre ve temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince; kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınması ve kararın bu nedenle de bozulması gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-