İcra emrine karşı itiraz için İİK.nun 149/a maddesi gereğince ilamların icrasına ilişkin 33 ve devamı madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden aynı yasanın 34.maddesi uyarınca ilam niteliğindeki bu belge için her icra dairesinde takipte bulunulabileceği- Alacaklı tarafından İİK. nun 150/ı maddesi göndermesi ile aynı yasanın 149.maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılarak borçlulara icra emri tebliğ edildiğine göre, İİK'nun 34.maddesi uyarınca yetki itirazının dinlenemeyeceği-
İpotek borçlusu ve kredi sözleşmesinde kefile çıkartılan ihtarname, şikayetçinin ipotek akit tablosu ve kredi sözleşmesindeki adresine tebliğe çıkarılmamış olduğundan, yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliği bulunmadığı ve borçluya icra emri gönderilmek suretiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda, ipotek borçlusu ve kredi sözleşmesinin kefiline gönderilen icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, takibin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu-
Alacağın varlığı ve miktarı, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından ve borçluya İİK. mad.149/b uyarınca ödeme emri gönderilebileceğinden, mahkemece öncelikle bu nedenle icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, hesap kat ihtarının kesinleşmediği gerekçesiyle icra emri gönderilemeyeceği belirtilerek takibin borçlu yönünden iptaline ilişkin hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
12. HD. 24.03.2016 T. E: 3732, K: 8734-
Noterliği ihtarnamelerine yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmiş olup İİK. mad. 150/ı uyarınca alacaklı, alacağını İİK'nun 68/b maddesine göre diğer belgelerle ispatlaması gerektiği- Cezai şart alacağının tahsil edilip edilemeyeceği hususu yargılamayı gerektirdiğinden, İİK'nun 68/b maddesine göre ispatının mümkün olmadığı- Bilirkişi raporlarında hesaplanan işlemiş faiz ve toplam alacak miktarının, takipte istenenden daha düşük tespit edildiğinden, mahkemece cezai şart alacağı ve bilirkişi raporu ile belirlenen alacak ve işlemiş faiz miktarını aşan kısımlar yönünden şikayetin kabulü ile icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Vekaletnamede, vekilin davadan feragat yetkisinin bulunmadığı, davadan feragat dilekçesinin verilmesinden sonra da, feragat yetkisini içeren vekaletname sunulmamış olduğundan, borçlu vekilinin davadan feragat beyanı değerlendirilmemiş olduğu- İcra mahkemesince verilen şikayetin reddine ilişkin karar, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiş ve temyiz başvurma harcı yerine temyiz karar harcı yatırılmış ise de, HUMK. mad. 434/3 uyarınca borçlu vekiline temyiz başvurma harcını tamamlaması ihtarını içeren muhtıra gönderilmemiş olduğundan, mahkemenin, temyiz talebinin reddine dair ek kararının kaldırılmasına karar verildiği-
Kredi kartı alacağı bakımından takibe dayanak belgeler ilam niteliği kazanmadığından, İİK 150/ı kapsamında icra emri gönderilemeyeceği, ancak, ipotek kredi kartı dışında diğer alacakları da teminat altına aldığından, takibin kredi kartı alacağı yönünden kısmen iptali halinde, bu kredi alacağının teminatsız kalması sonucunun ortaya çıktığı, bu nedenle ipotek hakkının bölünmezliği ilkesi karşısında icra emrinin tamamının iptal edilerek yerine ödeme emri çıkarılması gerekeceği-
Bozma ilamında açıklandığı üzere, "konut finansmanı sözleşmesi kapsamındaki alacağın varlığı ve miktarı 4077 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından, mahkemece bu yönde bir ilam alınmadan başlatılan takipte icra emrinin iptali gerekeceği" takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de yeniden yargılama yapılmadan kararın düzeltilerek onanması gerektiği-
Tüketici kredisi niteliğinde olan alacağa ilişkin ipotek akit tablosu, kesin borç ikrarı içermediğinden, borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapılabileceği ve borçluya örnek 9 ödeme emri gönderilebileceği-
"Konut finansman sözleşmesi" kapsamında tesis edildiği anlaşılan ipoteğe dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilip borçluya İİK'nun 150/ı maddesi kapsamında icra emri gönderilmişse de, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizi yapılan özel sözleşmelerin koşullarında değerlendirilmeden sonuca gidilmesi mümkün olmadığından, ilam niteliği bulunmayan belgeye yönelik şikayetin süresiz olarak ileri sürülebileceği-
