Dava konusu taşınmazlar için açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası olduğu, bu şekilde artık mirasçılar arasında harici bir taksim sözleşmesinden veya fiili kullanım biçiminden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacının dava konusu taşınmazı kullanamadığının ispat külfetinin davacıya ait olduğu, dava dışı diğer paydaşların tanık olarak dinlendiği, beyanlarında da her paydaşın hissesi oranında taşınmazı ektiğini ve davacının da kendi hissesi oranında dava konusu taşınmazı kullandığını belirttiği, bu durumda; davacının hissesine karşılık az veya çok kullanabileceği bir kısım bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
TMK. 677/1 gereğince terekenin tamamı veya bir kısmı hakkında mirasçılar arasında miras payının devri konusunda yapılan sözleşmelerin yazılı olmak kaydıyla geçerli olması ve anılan yasa maddesi gereğince sözleşmenin geçerliliği için adi yazılı şeklin yeterli olduğu-
Mirasçılar arasında yapılan paylaşımın TMK'nin 677. maddesi uyarınca yazılı olması gerekeceği-
8. HD. 05.11.2019 T. E: 2018/632, K: 9863-
8. HD. 15.10.2019 T. E: 2016/3722, K: 9010-
TMK'nin 676 ve müteakip maddelerine dayalı miras payının devri anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak isteği-
Miras payının devri sözleşmesine dayalı, TMK'nin 677. maddesi uyarınca açılan pay iptali ve tescil isteği-
8. HD. 07.03.2019 T. E: 1357, K: 2434-
İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, davalı- borçlu hakkındaki takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İcra takibi kesinleşmekle takip dosyası kapsamından alacağı karşılayacak ölçüde borçlu adına kayıtlı mal varlığına rastlanmadığından borçlunun meskeninde yapılan ve haczi kabil mal varlığı bulunmadığı kayıt altına alınan 03/02/2017 tarihli haciz tutanağının 2004 sayılı İİK'nun 105. maddesi uyarınca aynı yasanın 143'üncü maddesinde belirtilen aciz vesikası niteliğinde olduğu görülmektedir. Buna göre dava özel şartları gerçekleşmiştir. somut olaya bakıldığında, 10/10/2016 tarihinde düzenlenen miras taksim sözleşmesi gereğince dava dışı muristen mirasen intikal eden 12 adet taşınmazların dört mirasçı; davalı-borçlu ile kardeşleri ve annesinin miras hisseleri oranında taksiminin yapıldığı- Taksimler arasında çok önemli bir oransızlık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar arasında yapılan taşınmaz devrine ilişkin tasarruf işlemlerinde mal kaçırmanın amaçlanmadığı- mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmamaktadır.
8. HD. 15.10.2018 T. E: 13234, K: 17327-