Davalı Belediye, "devir işleminde bazı hatalar olabileceğini, sonucunun karşılıklı iki kurum arasında çözülebileceğini", diğer davalılar ise, "sicile güvenerek iyiniyetli olarak taşınmazları satın aldıklarını" belirtip davanın reddini savunmuşlarsa da, mahkemece, vakıflar meclis kararı ve 7.5.1993 tarihli protokolde yer almadığı halde dava konusu taşınmazların davalı belediyeye devrinin yapıldığı, hukuki dayanağı olmadığından tescilin yolsuz olduğu, diğer davalılarında yolsuz tescil durumunda iyiniyet iddiasında bulunamayacakları gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu-
MK’nun 1007. Maddesinde düzenlenen zararın, taşınmazın tamamen davacının elinden çıktığı günde gerçekleşmiş olacağı, taşınmaz değerinin saptanmasında emsal metodunun uygulandığı durumlarda emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın DOP düşülmüş imar parseli olup olmadığının araştırılması gerekeceği-
Bir bedel ödemeden taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması mümkün iken, davacıların bu yolu kullanmadan, kendi iradeleri ile taviz bedeli ödemiş olması doğrudan tapu sicilindeki hata ile ilgili olmayıp, yaptıkları ödeme ile tapu sicilindeki hata arasında uygun illiyet bağı olmadığından Hazinenin sorumluluğuna karar verilemeyeceği-
Dava konusu Şehzade S. M. Vakfının "gayri sahih" vakıflardan olup taviz bedeline tabi olmadığı; ancak davacının taviz bedelini ödememesi gerektiği halde ödediği anlaşıldığından İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taviz bedelini geri istemesinin mümkün olduğu-
Kadastro çalışmalarından kaynaklanan işlemler, TMK.nun 1007. maddesi düzenlemesi içerisinde mütalaa edilemeyeceğinden anılan maddeye dayanılarak tazminata hükmedilemeyeceği-
Hazinenin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğunda zamanaşımının, taşınmazın davacının elinden çıktığı ve geri alma imkanının ortadan kalktığı tarihten başlayacağı-
Somut olayda diğer davalının satışta kullanmış olduğu vekaletnamenin sahte olmasının ve suç niteliğindeki ağır kusuru nedeniyle nedensellik bağının ortadan kalktığı-
Hazinenin, tapu sicilinin tutulmasından Türk Medeni Kanunu’nun 1007.maddesi hükmü gereğince sorumlu olduğu, ayrıca sicile yönelik davaların sicilden kaynaklanan hak sahiplerince de açılması gerekeceği-
Gerek ceza dosyasında gerekse tapu iptaline ilişkin dava dosyasında zararlandırıcı sonucun ortaya çıkmasında, üçüncü kişilerin hukuka aykırı eyleminin bulunduğu anlaşıldığından, hukuka aykırı eylem bulunmakta ise de kusursuz sorumlu olan davalının sorumluluğuna gerektirecek uygun illiyet bağının bulunmadığı-
Görevinin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyen tapu me­murlarının da MK’nun 1007.maddesi uyarınca doğan zarardan hazine ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağı ve dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarı ıslah ya da ek dava ile artırılmadan talepten fazla miktara hükmedilemeyeceği-