Mahkemece yapılacak işin; yeniden keşif gününün belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların öncelikle keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın kim tarafından satın alındığının kendilerinden sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde çelişkinin giderilmesine çalışılması olduğu-
Davaya konu her iki taşınmazın üzerinde eylemli olarak okul binası ve lojman bulunduğu, 222 İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun Geçici 7. maddesi hükmüne göre, köy tüzel kişiliğine ait üzerinde okul binası inşa edilen taşınmazlarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın intifa hakkının bulunduğu, bu nedenle davada Milli Eğitim Bakanlığı’na hasren Hazine’ye husumet yöneltilmesi gerekirken taraf teşkilinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Bir taşınmaza kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, imar planında yol, yeşil alan park gibi kamu hizmetine ayrılmış olması yetmeyeceği, idarece fiilen el atılması ve mal sahibinin tasarrufunun fiilen engellenmesi gerektiği-
Evleviyatı murisle ilgisi bulunmayan taşınmaz üzerine tedbir kararı konulmasının isabetsiz olduğu-
Yargılama sırasında elatma olgusuna son verildiğinin saptanması halinde elatma yönünden davanın konusuz kalacağı düşünülerek bu istek hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmasının gerekeceği-
Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığına göre, elatılan iki dükkanın ayrı ayrı değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti tayin ve takdir edilmesi gerekirken, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca teselsül hükümleri uygulanarak her iki bölümün toplam değeri üzerinden harç ve vekalet ücretine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davası-
Davacının kayınpederi ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin davacıyı bağlamayacağı gözetilerek, davacının çekişmeli taşınmaza satın almak suretiyle kayden malik olduğu tarihinden dava tarihine kadar olan dönem itibariyle belirlenen ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
E.tmanın önlenmesi davaları nispi harca tabi olup, harç ikmali yapılmadan davanın sürdürülmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteği bakımından da dava değeri belirlenerek harç ikmalinin sağlanması, ondan sonra işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-