İçerik Akışı

İşçi- Devamsızlık- Objektif iyiniyet kuralları- Haklı nedenle fesih-

İşçinin, devamsızlık yaptığı belirlenen günlerde izinli ise ya da devamsızlığı haklı bir nedene dayanmakta ise işine devam etmemiş olsa bile iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedilmesinin mümkün olmayacağı, devamsızlığı haklı kılan nedenlerin ise önceden sayımı ve tespiti mümkün olmayıp, her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiği- İşçinin devamsızlığına dayanak yaptığı olayın, haklı nitelik taşıyıp taşımadığı, olayın mahiyeti, işçinin içinde bulunduğu durum, işyerinin özellikleri ve gerekleri, gelenekler gibi hususlar dikkate alınarak objektif iyiniyet kurallarına göre tespit edilmesi gerektiği- Devamsızlığın haklı bir nedene dayandığını ileri süren işçinin, bunu ispatla yükümlü olduğu- Davacı sabit olan devamsızlığını haklı kılacak bir mazeret veya sağlık raporu sunmadığına göre davalı işverence devamsızlık sebebiyle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmakta olup kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği, davacının işten çıkışının kod 3 (istifa) ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmesinin, sigorta primlerinin ödenmesi ve bordroların imzalı olmasının sonuca etkili bulunmadığı- "Davacının işten ayrıldığı tarih itibarıyla ödemeyen işçilik alacakları bulunduğundan kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiği" ve "Davalı işverenin haklı feshini gösteren bir vakıa ve delil bulunmadığı, davacının çalışma şartlarında esaslı değişiklik niteliğinde olan ücretsiz izin konusunda yazılı onayının olmadığı, bu durumun esasen işveren feshi olmakla birlikte mahkeme ile Özel Daire arasında iş sözleşmesinin davacının feshettiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığından ücretsiz izin uygulaması iş şartlarında esaslı değişiklik teşkil ettiğinden işçiye haklı nedenle fesih hakkı verdiği, buna göre de ücretsiz izni kabul etmeyen davacının haklı nedene dayalı feshi söz konusu olup kıdem tazminatına hak kazandığı" değişik gerekçe ile bozmaya dair görüşlerin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

Konkordato- Alacaklının tasdik kararını istinaf hakkı- İtiraz sebeplerinin İİK 304/1 uyarınca bildirilmemesi-

Anonim şirket tarafından alacaklılar toplantısında konkordato projesine "ret" oyu verilmiş ise de 2004 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca itiraz sebeplerini tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirilmediği, buna göre 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesi uyarınca mahkemece verilen tasdik kararını istinaf hakkının bulunmadığı- "... Alacaklılar toplantısında ya da alacaklılar toplantısına katılmamakla birlikte yedi günlük iltihak süresinde konkordato projesini kabul etmediğine ilişkin iradesini ortaya koyan alacaklı, konkordatoya itiraz eden alacaklı olup süresi içinde istinaf yoluna başvurabileceği..." şeklindeki karşı görüşün, HGK. çoğunluğunca benimsenmediği-

E-Uyarda Yer Verdiğimiz “Tasarrufun İptali Davalarına" İlişkin “Emsal” Nitelikli 100 Yüksek Mahkeme Kararı

Tasarrufun İptal Davaları

İhale- Alt işveren ve üst iş veren- Muvazaa-

Sürveyan olarak işe alınan davacının davalı kurumun muhasebe bölümünde tahakkuk servisinde büro görevlisi olarak çalıştığı, işle ilgili tüm emir ve talimatlar ile izinlerini davalı kurumun şube müdüründen aldığının anlaşıldığı, bu hâli ile davacı ihale ile alt işverene verilen kontrollük ve danışmanlık işinde çalışmayıp asıl işveren olan davalı kurumda büro görevlisi olarak çalıştırıldığından davalı kurum ile ihbar olunan alt işverenler arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin davacı yönünden muvazaalı olduğunun kabulü gerekeceği-

Velayet ilişkisi- Bekarlık soyadı- Kanun önünde eşitlik- Ailenin korunması ve çocuk hakları- Çocuğun üstün yararı-

Ortak çocuğun davacı anne ile davalı babanın kısa süreli evlilikleri içinde doğduğu, çocuğun babayı hiç tanımadığı, çocuk ile baba arasında baba oğul ilişkisinin bulunmadığı, küçüğün annesi, anneanne ve dedesi ile birlikte yaşadığı, ailesinin soyadının kendisinden farklı olmasından olumsuz etkilendiği, çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi halinde ruhsal gelişiminin olumsuz etkilenmeyeceğinin ve çocuğun annenin soyadını taşımak istediğinin (SİR raporu ile) tespit edildiği, idrak çağındaki çocuğun görüşlerine de önem verilmesi gerektiği, bu haliyle çocuğun soyadının velâyet sahibi annenin soyadıyla değiştirilmesinde çocuğun üstün yararının bulunduğu-

Haklı nedenle fesih-Askerlik nedeniyle iş akdinin feshi-Zorunlu askerlik-İşçi lehine yorum ilkesi-

Davacı, sözleşmeli er olarak tertip edildiği birliğe katıldıktan sonra, zorunlu/muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacağı süre kadar sözleşmeli er olarak çalıştığında veya çalışmadığı süre kadar, davacının ilişiği kesilmeden (zorunlu/muvazzaf askerliği sona erdirilmeden), komutanlık tarafından belirlenecek birliklerde, erbaş veya er olarak zorunlu/muvazzaf askerlik hizmetini yerine getireceği ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkeğin, askerlik hizmeti yapmaya mecbur olması karşısında davacının zorunlu/muvazzaf askerlik görevini sözleşmeli er olarak yapmak istemesi noktasında kanunda bir boşluk olduğu kabul edilirse bu boşluğu oluşturan yasal değişiklikleri işçi lehine yorumlayarak davacının iş akdini muvazzaf askerlik hizmeti nedeni ile feshettiğini kabul etmek gerektiği- Davacı vekilinin istinaf sebebinin yerinde olduğu, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte, kanunun olaya uygulanmasında İlk Derece Mahkemesince hata edildiği ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği-

İİK. m. 16'ya dayalı olarak yapılan 'şikayet' başvurularının hasımsız açılması halinde vekalet ücretinin akibeti hakkında bilgi notu-

Bilgi Notu

Fon alacaklarında zamanaşımı- Zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan borç ikrarı- Çelişkili davranış yasağı-

Davacı (temlik alan) Varlık Yönetim Şirketi 5411 s. K. m. 141 uyarınca bu Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu ileri sürmüşse de, TMSF'nin her türlü alacağının fon alacağı olmadığı- Bir alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi fon alacağı olarak nitelendirilebilmesi için bu alacağın 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklı bir alacak olması gerektiği- Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya yöneltilen borç ikrarının, zamanaşımı definden zımni (örtülü) feragat anlamına geldiği- Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya karşı bir borç ikrarında bulunan borçlunun, bu borç ikrarına dayanılarak açılan davada zamanaşımı defini ileri sürmesinin çelişkili davranış yasağını oluşturacağı- Taraflar arasında düzenlenen ve davalı tarafça imzalanan protokolün borç ikrarı niteliğinde olup olmadığı ve borç ikrarı niteliğinde ise bu hususun zamanaşımından feragat niteliğinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Protokolün imzalandığı tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-

İptal ve tescil davası- Katılma alacağı- Değer artış payı- Bozma- Islah-

Taraflar arasındaki iptal ve tescil, mümkün olmaması halinde değer artış payı ve katılma alacağı davasında, bozmadan sonra tahkikata devam edilmesi halinde ikinci kez ıslahın mümkün olmadığı-

Kullanım kadastrosuna itiraz- 2B alanı- Mirasçılardan birinin fiili kullanımı-

Kullanım kadastrosu sırasında taşınmazlar 2/B alanı olarak Hazine adına tescil edilirken taşınmazlar üzerinde fiili kullanımı bulunanların ve muhdesatların tespit edilerek tapunun beyanlar hanesinde gösterilmekte olduğu- Kadastro tespiti sırasında taşınmazın fiili kullanımı tereke adına olmayıp kendi adına olacak şekilde davacıya ait olup davacının kardeşleri olan davalıların bu kullanıma karşı çıktıklarına veya taraflar arasında uyuşmazlık konusu edildiğine dair bir belge veya bilgi de bulunmadığı- 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesine göre tespit sırasında aranan husus fiili kullanım olup taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan mülkiyet hakkı bakımından değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı- "Davacının taşınmazı kullanımının kendi adına değil, tereke adına olduğu, murisin ölümü ile taşınmazın ve üzerindeki fındık ağaçlarının elbirliği mülkiyet hükümlerine tâbi olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-