Türk Medeni Kanununun 28.maddesindeki kişiliğin ölümle son bulacağı hükmü ve dolu pafta sistemi ile doğru sicil oluşturma ilkeleri gereği ölü kişi adına tescile karar verilemeyeceği, taşınmazın miras bırakanın mirasçıları adına tescilinin gerekeceği-
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK’nun 28/I. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyetinin son bulacağı, bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davaların tarafın ölümü ile konusuz kalmayacağı, bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmelerinin gerekeceği-
Taşınmazın istek doğrultusunda davacının miras payı oranında adına tesciline karar verilmesi gerekirken dolu pafta sistemi ve doğru sicil oluşturma ilkeleri göz ardı edilerek ve TMK'nun 28. maddesi gereğince ölümle kişiliği son bulan miras bırakan adına tescile karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava sırasında ölümü ile hukuki kişiliği son bulan ölü kişi (G. G.) adına tescil kararı verilmiş olmasının da TMK'nun 28. maddesi hükmü uyarınca doğru olmadığı-
TMK 28. maddesi ve 04.05.1978 tarih 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi aleyhine açılan davanın dinlenmesi olanağı yok ise de, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 124. maddesinde bu konuda değişik düzenlemelere yer verildiğinden anılan yasal düzenlemenin de somut olayda değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Türk Medeni Yasası'nın 28. maddesi uyarınca, ölümle şahsiyet son bulacağına göre davacı ve mirasçının yargılama sırasında ölmüş oldukları gözetilerek anılan kişilerin mirasçılarının miras payları oranında adlarına tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişiler adına tescil hükmü kurulmuş olmasının doğru olmadığı-
Davanın davalıya ait aile konutu olarak özgülenen taşınmazın, davacı eşin rızası alınmadan üçüncü kişi durumdaki diğer davalıya yapılan devrinin Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesine dayanılarak iptali isteğine ilişkin olduğu, gerçek kişilerin kişiliği ve medeni haklardan yararlanma ehliyetinin ölümle sona ereceği, bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyetinin olmadığı, dava tarihinden önce ölmüş kişiye karşı dava açılamayacağı, ölmüş kişi adına da dava açılamayacağı, bu durumda davaya ölenin mirasçılarına karşı devam edilmesinin gerekeceği-
Kazada düşük sonucu kaybedilen sağ doğmayan ceninden dolayı, kişilik kazanamadığından, destek hesabı yapılamayacağı-
Geçit hakkı kurulması istemine ilişkin davanın üzerinden geçit hakkı tesisi istenen taşınmaz malikine yöneltilmesi gerekeceği, kayıt maliki ölmüş ise, kişilik haklan sona ermiş olan ölü kişi aleyhine dava açılması olanağı bulunmadığından davanın doğrudan mirasçılara yöneltilerek açılması gerekeceği-
Ölü kişi hakkında takip yapılamayacağı gibi, bu şekilde başlatılan bir takibin mirasçılara da yöneltilemeyeceği– (Not: 6100 sayılı yeni HMK’ nun 124/4 maddesindeki “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklindeki yeni düzenleme nedeniyle, bu kararlar önemini yitirmiştir…