Temyizen incelenmesi istenen karar, meskeniyet şikayetinin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesince, ipotek alacaklısı bankanın cevabı dikkate alınarak "ipotek konusu borcun ödendiği" değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmişse de; borcun ödendiği tarih konusunda bir araştırma yapılmadığından, Dairemizce bu eksiklik giderilmiş ve ipotek konusu borcun, şikayete konu haciz tarihinden sonra ödendiği tespit edilmiş olup buna göre; ipoteğin zorunlu ipoteklerden olmamasının yanı sıra haciz tarihi itibariyle ipotek konusu borcun ödenmediği anlaşıldığından, borçlunun meskeniyet şikayetinden vazgeçmiş sayılacağının kabulü gerektiği- Şikayete konu taşınmaz üzerinde, hacizden önce tesis edilen ve haciz tarihi itibariyle ipoteğe bağlı borcu ödenmeyen, zorunlu olmayan ipotek bulunduğundan, şikayetin reddi gerektiği-
İcra müdürlüğünün dosya borcunun ödenmesi üzerine haczin kaldırılması kararı, İlk Derece Mahkeme karar tarihinden önce olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, bu araçlar yönünden şikayete konu haczin kaldırıldığı nazara alınarak konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve HMK'nın 331/1 maddesine göre davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi yönünde karar tesis edilmesi gerektiği-
Mahkeme kararının gerekçe kısmında “....tapu kaydına arsa niteliği ile kaydedilmiş... bu taşınmazlar yönünden maişet iddialarının reddine karar verilmiş ve diğer taşınmazlar ise bilirkişilerce geçim için zorunlu kabul edilmiş olup, emekli maaşının eklenmesiyle de bu sonuç değişmediğinden bunlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir...” ifadesi bulunduğu halde, hüküm kısmında “...Davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki yazılı taşınmazlar yönünden hacizlerin kaldırılmasına,...” karar verildiği görülmekle maişet iddiası reddedilen taşınmazlar yönünden hüküm kurulmayarak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği- Mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde çelişki oluşturulması başlı başına bozma sebebi olup, anılan çelişki giderilmek suretiyle yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği-
Somut olayda ihtilaf konusu meskeniyet şikayeti olup borçlu muttali tarihi itibariyle öğrendiğini ileri sürmüş olmakla 103 davetiyesinin tebliği usulsüz olup olmadığı şikayetin sürede olup olmadığını tespit bakımından önemli olup, öncelikle bu hususun incelenmesi, sonrasında meskeniyet şikayetinin sürede olduğunun anlaşılması halinde işin esasının incelenmesine geçilmesinin gerekeceği-
İntifa hakkı ile yükümlü taşınmazların satışı-
Şikâyetçi borçlu ...’nin takip tarihinden önce maliki olduğu taşınmazını ......’a satışı nedeniyle alacaklı tarafından açılan tasarruf iptal davasının davanın görüldüğü sırada tekrar borçlu ...’nin mülkiyetine geçmesi durumunda, tasarrufun iptal davası içeriğine göre borçlunun taşınmazı mesken olarak kullanma iradesinden vazgeçmediği göz önüne alınarak, şikayetçinin daha önce mülkiyetinde bulunan taşınmazı satıp, sonrasında tekrar tapuda maliki olması, bu taşınmazına konulan hacizler yönünden meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel olur mu?
Taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesinin zorunlu olmadığı- İİK’nın 106 ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığı belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak icra müdürlüğünce haciz kararının verilme tarihinin esas alınması gerekeceği-
Temyizen incelenmesi istenen karar, haczedilmezlik şikayetinin yasal 7 günlük süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı-
Meskeniyet iddiası ile hacizlerin kaldırılmasına ilişkin davada, borçlu ile aynı çatı altında birlikte yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişiler belirlenip, yeni bilirkişilerden alınacak raporda Şanlıurfa ilinin daha mütevazi semtlerinde borçlunun haline münasip alabileceği ev değerinin tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
