Resmî memurun ilk olarak 'düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını' isteyen vasiyetçiyi huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin 'yanında tanık olarak gelenlerden' bilgisi altında vasiyetname şahitlerinin kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun 'Önce vasiyetçi ... şu surette sözlerine başladı' şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından 'Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve hakiki arzularını kapsadığını söyledikten sonra,...' vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin 'Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri ... tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden ... isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz...' şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı, vasiyetnamenin geçerli olduğu- "Dava konusu vasiyetnamede tanıkların 'mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını' tevsik eden beyanlarının bulunmamasının vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, TMK 535/2'de öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Miras bırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı-
Davaya konu ...... yevmiye numaralı vasiyetname incelendiğinde, vasiyetçi ...'nın okur-yazar olduğunu, ancak rahatsızlığı nedeni ile parmaklarını kullanamadığından parmak izini kullanacağını şahitler huzurunda beyan ettiği, bu hususun ilgili vasiyetnameye şerh edildiği, bu beyanlar doğrultusunda vasiyetname düzenleme işleminin yetkili noter başkatibi tarafından başlatıldığı ve işlemin aynı memur tarafından bitirildiği, vasiyetçinin parmak basmak suretiyle işlemi onayladığı, vasiyetnamenin tanıklar tarafından imzalandığı ve işlemi yapan noter başkatibinin vasiyetnameyi imzalayıp mühürlediği; bu nedenle, HMK m. 206/2 hükmü uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği-
Asıl davada iptali istenen resmi şekilde düzenlenen vasiyetnamede mirasbırakanın okur yazar olduğunun noter tarafından da tespiti yapılmış olup, asıl davada iptali istenen vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte vasiyetçinin okur yazar olmadığına dair ispat yükü vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle iptalini talep eden davacıda olduğu, dinlenen tanıkların görgüye dayalı beyanlarından anlaşıldığı üzere mirasbırakanın esnaflık yaptığı, veresiye defteri tuttuğu, gazete okuyarak gazetedeki haberleri çevresindekilere göstererek anlattığı- Tanık beyanı esas alınarak mirasbırakanın okuma yazma bilmediği kanaatine varılsa da tanığın mirasbırakanı tanıyan bir kişi olmadığı, noterin bulunduğu binada çaycılık yaptığı, mirasbırakanın okur yazar olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı kendi beyanlarından anlaşılmış olup bu haliyle de davacının mirasbırakanın okur yazar olmadığına dair yeterli ve hukuki bir delil sunmadığı, bunun yanında tanıkların ise mirasbırakanı tanıyan kişiler olduğu, mirasbırakanın okur yazar olduğuna dair görgüye dayalı beyanlarının bulunduğu dikkate alınarak mirasbırakanın okur yazar olduğunun anlaşılması nedeniyle asıl davada ..09.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği-
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı, takdirde tenkis istemine ilişkindir...
Davaya konu resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetnamenin incelenmesinde; resmî memurun ilk olarak "düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını" isteyen vasiyetçiyi huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin "yanında tanık olarak gelenlerden" bilgisi altında vasiyetname şahitlerinin kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun "Vasiyet eden söze başladı:" şeklindeki beyanından sonra miras bırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından "Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve gerçek isteklerini kapsadığını söyledikten sonra,..." vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin "Vasiyetname Noter ve vekili tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden isimli ilgiliye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve gerçek isteklerine uygun olduğunu söylediğini ve kendisini bu işi yapmaya yetenekli gördüğümüzü bildiririz,..." şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı somut olayda vasiyetnamenin geçerli olduğu-
Fiil ehliyetinin nispi bir kavram olması ve kişiye, eylem ve işleme göre değiştiğinden akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği- Somut olayda; ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın işlem tarihinde fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davaya konu vasiyetnamede; mirasbırakan imzasının olması gereken yerde ''sol el baş parmak izi'' bulunmakta olup, mirasbırakanın okur yazar olup olmadığının, okur yazar ise neden imza yerine parmak izi kullandığının anlaşılamadığı, şayet mirasbırakan okur yazar değil ise vasiyetnamenin, TMK. nun 535. maddesinde gösterilen şekle uygun yapılmadığı, vasiyetnamenin noter tarafından mirasbırakana okunmak üzere verildiğinin, onun da okuduğunun belirtildiği, şayet mirasbırakan okur yazar ise de; neden imza yerine parmak izi kullandığına dair bir şerhin düşülmediği, bu hali ile davaya konu vasiyetnamenin yasanın aradığı şekil şartlarına bağlı olarak yapıldığından bahsedilemeyeceği, o halde mahkemece; yasada gösterilen şekle uygun olarak düzenlenmemiş olan vasiyetnamenin bu gerekçe ile iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Vasiyetnamenin iptali davasında ayna taalluk eden bir ihtilafın mevcut olmadığı, bu nedenle de belirlenmesi gereken yönün, dayanılan kişisel hakkın bulunup bulunmadığı ve vasiyetnamenin geçerli olup olmadığının tesbitinden ibaret olduğu, buna bağlı olarak da, yalnızca vasiyetnamenin geçerliliğinin tesbiti istemine yönelik olarak açılan davada, verilecek kararın eda isteğini içermediği gözetilerek maktu harca tabi olduğunun kabulünün icabedeceği, ayrıca; vasiyetnamenin iptali davasının TMK.'nun 535. maddesinde açıklanan özelliğinin bir diğer sonucu da, dava lehine sonuçlanan taraf yararına maktu vekalet ücretinin takdir edilmesi olduğu, bu durumda mahkemece; davanın kabulü nedeniyle maktu karar ve ilam harcının davalı tarafından tahsiline ve davacı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Okuryazar kişilerin de, "dileğine göre ve hiç bir sebep bildirmeye veya vasiyetnameye yazdırmaya yer olmaksızın", okuyamayan veya imzalayamayanlar gibi resmi vasiyetname düzenletme yolunu seçebileceği; bu şekilde vasiyetname düzenlemiş olmasının, vasiyetnamenin geçerliliği üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı-
