Sözleşme ilişkisi kira ilişkisi olarak ele alınmış ise de sözleşmenin tümü bir bütün olarak değerlendirildiğinde kabulün aksine sözleşmenin kira değil ardiye sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiği-
Davacı her ne kadar arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici hissesine düşen dava konusu daireyi satın aldığını belirterek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuşsa da davalı arsa sahibi A.Ş. savunmasında yüklenici ile aralarında düzenlenmiş bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olmadığını belirtmiş olup dosya kapsamına ve toplanan delillere göre de davacı tarafından bu husus kanıtlanamadığından yani arsa sahibi A.Ş. tarafından sözleşme gereğince yükleniciye devri gereken herhangi bir bağımsız bölüm söz konusu olmadığından davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerektiği- Davacının akidi olan yükleniciden TBK.’nun 112. maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebileceği, buradaki borcun nedeninin, borçlunun taahhüdünü ihlal etmesi olduğu, borçlunun taahhüdünün, genellikle bir akte dayandığından buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denildiği- TBK. mad. 112 gereğince, ödenmesi gereken tazminatın ise alacaklının müspet zararı olduğu- Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki farkın anlaşılması gerektiği-
Kesinleşen kısıtlama kararının davalı bankaya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça kısıtlının banka hesaplarında işlem yapmasına göz yumularak kısıtlının zarara uğratıldığını ileri sürerek açılan tazminat davasında, davalı bankanın, basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek özen borcu ihlal etmiş olması karşısında, borca aykırılık durumunda haksız fiildeki ispat yükü yer değiştirmekte, bankanın kusurunu ispat yükünün davacı tarafa değil, kendi kusursuzluğunu ispat yükünün davalı bankaya yüklenmesi gerektiği-
Erken tahliye nedeniyle makul süre kira alacağı ve hor kullanma tazminatı istemiyle açılan davada, mahkemece alınacak bilirkişi raporu ile hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerektiği- Konusunda uzman bilirkişi marifetiyle demirbaş listesine konu malzemelerin mahallinde keşif yapılarak denetime elverişli rapor alınması ve gerçek zararın belirtilen şekilde tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesinin gerektiği-
Davalının, davacı ile düzenlediği sözleşmedeki edimini ifa etmemesi nedeniyle kusurlu olduğundan BK. mad. 96 gereği davacının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu- Davacının, davalıdan aralarındaki sözleşmenin gereği gibi ifa edilmiş olsaydı mamelekinin hangi durumda olacak idi ise bu bedelin tahsilini, yani çekişme konusu taşınmazın dava tarihinde ulaştığı değeri talep edebileceği-
Alacak davasında mahkemece davacı vekilinin belirtilen ek rapor doğrultusunda yeniden inceleme yapılması talebi de gözetilerek temlike konu alacağın geçerli bir alacak olup olmadığının tespitine yönelik ek raporda bahsedilen hususlar üzerinde durulup araştırma yapılarak bu konuda yeniden bilirkişiden ek rapor aldırılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesinin isabetsiz olduğu-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi istemine ilişkin davada talep dışına çıkılarak sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olacağı (HMK. mad. 26)- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerliliğinin, bu sözleşmelerin noterde "düzenleme" şeklinde yapılmasına bağlı olduğu- Tarafların iradelerinin birleşmesi halinde ya da haklı sebeplerin bulunması durumunda mahkemenin vereceği fesih kararı ile sözleşmenin sona ereceğinin kabul edildiği, bu sözleşmelerden dönmek isteyen tarafın, eğer karşı taraf dönmeyi kabul etmiyor ve karşı çıkıyorsa, hakimin kararına ihtiyacı olduğu, yani mahkemede açacağı "sözleşmenin feshi" davası sonunda feshi (dönme) kararı ile sözleşmeden dönebileceğinden, mahkemenin, önce fesih isteyenin haklı olup olmadığını tartışarak; haklı ise feshe karar vereceği, aksi halde davayı reddederek sözleşmeyi yürürlükte tutacağı- İleriye etkili fesihte yüklenicinin, inşaatı getirebildiği seviyeye göre tapu payı almaya hak kazanmakta, arsa sahibi de geriye etkili feshin aksine, ifaya ekli cezayı ve ifanın gecikmesine bağlı gecikme (kira) tazminatını (TBK. mad. 112) yükleniciden isteyebilmekte olduğu, ileriye etkili fesihte cezai şartın istenebileceği, ancak, seçimlik cezanın durumunun buna müsait olmadığı; ileriye etkili fesih bir bakıma sözleşmenin ifası demek olduğundan alacaklının akdin icrasını (akdin ifasını) istemek dışında cezanın tediyesini talebe yetkisinin olmadığı, ancak tarafların aksine sözleşme yapabilecekleri ve böyle bir sözleşme varsa fesih ileriye etkili olsa bile, alacaklının ayrıca seçimlik cezayı da isteyebileceği (TBK. mad. 179/1)- Alacaklının, ifanın yanında ifaya ekli cezai şartı da isteyebileceği; şayet ifaya ekli ceza, teslimde gecikme halinde ödenmesi kararlaştırılan ceza ise, bu cezanın, teslim borcunda temerrüdün gerçekleştiği anda muaccel hale geleceği; süre verilmesi gereken durumlarda verilen sürenin dolmasından (TBK. mad 123), süre verilmesi gerekmiyorsa (TBK. mad. 124) yüklenicinin teslim borcunda temerrüdünü takiben alacaklının (arsa sahibinin) TBK. mad. 125/I-II'de yazılı seçimlik haklarını kullanacağı, seçimlik hak sözleşmenin feshi doğrultusunda kullanılmışsa bu iradenin yükleniciye bildirilmesinden sonra yükleniciden işe devam etmesinin beklenemeyeceği; arsa yapı devri karşılığı eser sözleşmesinin feshine mahkemenin karar vereceği; yargılama sonucu ileri etkili feshe karar verilirse cezai şartın teslimde temerrüt tarihi ile fesih iradesinin yükleniciye bildirdiği tarihler arasında istenebileceği, ancak yükleniciye süre verilmesi gerekmiyorsa ve fesih için doğrudan dava açılmışsa cezai şartın veya gecikme tazminatının temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında istenmesinin olanaklı olduğu; fesih için açılan davada feshin ileri etkili değil, geriye etkili olarak hüküm altına alınması halinde sözleşmeyi fesheden arsa sahibinin ifaya ekli cezayı veya müspet zarar kapsamındaki gecikme tazminatını talep edemeyeceği- Mahkemece, ileriye etkili feshin tasfiye sonucunun da kararda açık seçik gösterilmesi ve yeni uyuşmazlıklara neden olunmadan taraflara aidiyeti gereken payların (bağımsız bölümlerin) infazda tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenmesi gerektiği- Mahkemece, taleple bağlı kalınarak sözleşmenin ileriye etkili feshi ile eksik ve ayıplı işler bedelinin karşılığı olan arsa payı belirlenerek, şayet daha önce yükleniciye arsa payları devredilmişse, bu bedelin karşılığı olan arsa payının iptali ile arsa sahibi adına tesciline, bu paylar devredilmemişse, arsa sahibi üzerinde bırakılmasına ve sözleşmenin tasfiyesine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun, edimini hiç veya gereği gibi ifa etmezse, kusurlu olmadığını kanıtlayamadığı takdirde, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu, yüklenici davalı şirket, paylaşım dengesini bozmak suretiyle, sözleşmeye aykırı davrandığından, alacaklı arsa sahibinin, bu nedenle uğradığı zararı karşılaması gerektiği-
Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için kiralananın fiilen boşaltılması yeterli olmayıp anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerektiği-
Taşınmaz satışında kısmi zapt nedeniyle tazminat istemine yönelik davada, davacının 19.000 m2 olarak nizalı taşınmazı 05.01.2007 tarihinde satın aldıktan sonra, satıştan önce taşınmazın bir kısmına kamulaştırmasız olarak dava dışı Belediye tarafından el atılması ve bu sebeple davalılar tarafından Belediye tarafından el atılması ve bu sebeple davalılar tarafından Belediye aleyhine açılan tazminat davası neticesinde bu kısmın yol olarak terkinine karar verilmesi ve bu kararın 01.11.2004 tarihinde kesinleşmesine rağmen hüküm özetinin ilgili tapu siciline şerhi için gerekli işlemlerin yapılmaması nedeniyle, taşınmazın 2158,19 m2'lik kısmına 30.10.2007 tarihinde el konulduğu, davacının satışa konu gayrimenkulün bir kısmının yola terkinine ilişkin olguyu, satış öncesi ya da en geç satış anında bildiğini gösteren ve yasal anlamda geçerli bir yazılı delilin bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca el konulan bölüme ilişkin satış bedelini davacı alıcıya iade etmeleri gerektiği, aksi durumda davalılara aynı taşınmaz için hem kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat ve hem de taşınmaz satışı nedeniyle bedel tahsiline imkan tanınmış olacağı, bu halin de sebepsiz zenginleşme sonucu doğuracağı-