Sözleşmenin ifasının borçlu tarafından kusuru ile imkansız hale getirilmesi durumunda olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 96. maddesi gereğince borçlunun bundan doğan zararı tazmin etmesi gerektiği, bunun da ifanın imkansız hale geldiği yani bir başka anlatımla taşınmazın 3. kişiye devredildiği tarihteki rayiç bedeli olacağı, davacının BK'nın 96. maddesi gereğince uğradığı zararın tazminini istemek ya da tapu iptali ve tescil talebinde bulunmak yerine ilanihaye kira bedeli istemesinin mümkün olmadığı, kira kaybının sözleşmenin ifasına dönük bir talep olduğu, taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tarihten itibaren uzunca bir süre geçtiği ve devrinden önce davacının kullanımına terkedilen ayrı bir bağımsız bölümün olduğu, dolayısıyla davanın reddi gerekeceği-
Mahkemece; taraflarca dosya kapsamına sunulan tüm belgeler, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tesbit dosyası ve belediye işlem dosyası kapsamı, oluşturulacak yeni uzman bilirkişi kuruluna incelettirilmeli, inşaatın 1975 Deprem Yönetmeliğine, fen ve sanat kurallarına, Yasa ve sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve dolayısıyla inşaat ayıplı yapılmış ise, çökmesinin inşaatın ayıplı yapılması sonucu olup olmadığını gerekçeleri de gösterilmek suretiyle açıklayan bilirkişi kurulu raporu alınmalı ve çökmenin, kusurlu imalât sonucu gerçekleşmiş olduğunun tesbiti halinde de davalı yüklenicinin kazanılmış hakkı gözetilerek; ... TL’nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Satışı vaad edenin, taşınmazın maliki olmaması satış vaadinin geçerliliğini ve içeriğini etkilemeyeceği- Resmi şekle uygun olarak geçerli bir biçimde kurulan sözleşmede yer alan davalının taşınmazın mülkiyeti devir ediminin ifasının, üçüncü kişinin aynı taşınmazla ilgili açtığı davada verilen “üçüncü kişi lehine” iptal kararı nedeniyle, ilerde de imkansızlaşması nedeniyle, davalının taşınmazın mülkiyetini devir vaadine ilişkin “aynen ifa” nın yerini “tazminat borcunun” alacağı- 
Taşınmaz vaadi sözleşmesinde, sözleşme tarihi itibarıyla satış vaadinde bulunanın malik olmaması sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı, bu durumda sözleşmenin karşı tarafı borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan tüm zararlarının tazminini talep edebileceği-