HMK'nın 33.maddesine göre hakimin, Türk Hukukunu resen uygulamak zorunda olduğu; bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu- Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu bulunmadığı- Başka bir ifade ile hakimin, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlü olduğu- Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nun 283/1. ve 2. maddesi kıyasen uygulanarak 'iptal ve tescile gerek olmaksızın' davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekeceği-
Davalı üçüncü kişi, davalı borçlu şirketin yetkilisinin yeğeni olduğundan, tasarrufun, İİK. mad. 280 gereğince iptale tabi olduğu- Dava konusu araç, davalı üçüncü kişinin borçları nedeniyle ihalede satılmış olduğundan; takip dosyasındaki ihale bedelinin, davalı üçüncü kişiden davacı tarafından yapılan icra takip dosyasındaki alacak miktarı ile sınırlı olarak tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için; alacaklının borçluda gerçek bir alacağının olması, borcun tasarruftan önce doğması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gerektiği- Davacının, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde edeceği ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı-
Satışı yapılan taşınmaz için alacaklının daha önce açmış bulunduğu tasarrufun iptali davası sonucunda verilen kararın, ihale tarihinden önce kaldırıldığı hususunun fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği-
Muvazaaya dayalı davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği, davacının amacının İİK'nun 283/1.maddesi uyarınca cebri icra yetkisi tanınması olduğu, muvazaaya dayalı iptal istemine ilişkin taraf delilleri toplanmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği - Davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden doğan alacak için davacının alacaklı, davalının borçlu olduğu 16.300,00TL bedelli bono düzenlendiği ve davalı aleyhine icra takibi yapıldığı, davalı şirketin diğer davalı şirkete faturalar ile devredildiği, yani iptali istenilen işlemin borcun doğumundan sonra yapılmış olduğu - Davalılar arasında alacaklının alacağını tahsil etmelerini geciktirmek, hatta imkansızlaştırmak maksadıyla danışıklık, muvazaalı işlem yapıldığı, bu hususun Nazilli İcra Hukuk Mahkemesi önündeki dosyada da tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulünün isabetli olduğu-
Davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaz dava tarihinden önce, davalı olarak gösterilen tarafından dava dışı kişiye devredilmiş, davacı vekili söz konusu tasarrufun iptali ile cebri icra yetkisi talep ettiğine göre dava dışı kişiyi davaya dahil edilip edilmemesi konusunda davacı vekiline İ.İ.K 283 maddesi gereğince seçimlik hakkı sorulmalı, taşınmazın dava tarihinden önce devredilmiş olması nedeni ile davalıyönü nden bedele dönüştürülmesini talep edip etmediği ya da davanın kayıt maliki olan dava dışı kişiye yöneltilmesini talep edip etmediği yönünde beyanı alınmalı, davanın dava dışı kişiye yöneltilmesi durumunda dava dilekçesinin bu kişiye tebliği ile davaya ilişkin savunmaları alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde taraf teşkili tam olarak sağlanmaksızın işin esasına girilerek karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Dava konusu gayrimenkullerin bir kısmının karar tarihinden sonra el değiştirdiği, kimisinin de icra kanalı ile ihale edilip dava dışı şahıslar adına kaydedildiği anlaşıldığından, el değiştirdiği anlaşılan gayrimenkuller yönünden davacı vekiline talebini tazminata çevirip çevirmediği ya da yeni maliklerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunun sorularak İİK. mad. 283/2 gereğince işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu gayrimenkulün dava dışı icra dosyasından ihale edilip bir başka kişiye de devredildiği ve ihale neticesinde de yapılan sıra cetveline göre iptal davasının davacına herhangi bir meblağ kalmadığı anlaşıldığından, davanın konusunun kalıp kalmadığı değerlendirmek üzere kararın bozulması gerektiği-
İcrai satışın yapıldığı icra dosyalarının dosya arasına alınarak söz konusu ihaleler neticesinde ihale alacaklısının alacağını alıp almadığı, alacağını aldıktan sonra bakiye bedel kalıp kalmadığının araştırılması, bakiye bedel kalması halinde söz konusu bedelin tazminat olarak tahsili yönünde karar vermesi, bakiye bedel kalmaması halinde icrai satışı yapılan gayrimenkuller ile ilgili konusu kalmayan tasarrufun iptali davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
TBK. mad. 19 uyarınca açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkin davaya konu taşınmazlardan borçlunun bir başka alacaklısının takip dosyasındaki ihaleden satılarak ihalenin kesinleştiği görülen taşınmaz yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer taşınmaz yönünden ise satılıp satılmadığı araştırılarak, satılıp ihale kesinleşmiş ise bu parseller yönünden de yine konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi aksi durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-