Borçlunun imza inkarı dışında, takibe konu senetteki yazının sahteliğini ileri sürmesi, borcu itiraz niteliğinde olup, borçlunun borçlanma iradesi dışında başka amaçla atmış olduğu imzanın üzerinin bilgisayar ortamında doldurularak kambiyo senedi haline getirildiği iddiasıyla icra mahkemesinde görülmekte olan uyuşmazlıkla ilgili olarak HMK'nun 209. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı- Kambiyo senetlerine özgü takipte borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremeyeceği, icra mahkemesinin, İİK. mad. 169/a-2 uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebileceği- İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olmasının, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmayacağı- Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davasında, mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibini durdurulabileceği- Mahkemece, İİK'nun 169/a ve devamı maddeleri kapsamında borçlunun itirazının esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, takibe konu senet ile ilgili olarak ceza mahkemesinde görülen davaya, davacı tarafça müdahale talebinde bulunulduğu, ancak takibe konu imzası inkâr edilen senedin iptalinin istenmediği gerekçesiyle davacının itirazının reddi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Tedbir kararı ile "alacağın %40'ı oranında teminat karşılığında takibin geçici olarak durdurulması"na karar verilmişse de, öngörülen teminat yatırılmadığından takibin durmadığı anlaşıldığından, icra mahkemesince, "takibin durdurulmadığı" dikkate alınarak, "imzaya itirazın reddi" ile yetinilmesi gerekirken, borçlular aleyhine ayrıca "para cezası"na hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Bilirkişi imza incelemesi yapmadan önce, alacaklının, borçlu şirket adına atılan imzanın şirket temsilcisinin eşine ait olduğunu kabul etmesine rağmen, icra mahkemesince fuzuli olarak imza itirazı hakkında bilirkişi incelemesi yapıldığı anlaşıldığından, mahkemece, imza incelemesi yapılmasını gerektiren halin mevcut olmamasına rağmen yaptırılan imza incelemesi neticesinde, takibe konu bonodaki imzanın, borçlu şirket temsilcisine ait olmaması nedeniyle, alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin isabetsiz olacağı-
Borçluların, "imza"ya açıkça itirazları olmadığı halde, "imza incelemesi" yapılıp rapor alınması ve imza itirazının reddedilmiş olmasının gereksiz olacağı-
Bilirkişi raporunda, bonodaki şirket kaşesi üzerinde bulunan iki adet imzanın, şirket yetkilisinin elinden çıkmadığının ifade edilmiş olması halinde, İİK. mad. 170/3 uyarınca, takibin "durdurulmasına"na karar verilmesi gerekeceği-
İİK. mad. 170/3 uyarınca, imza itirazın kabul edilmesi halinde; icra mahkemesince, "takibin iptaline" değil, "takibin durdurulması"na karar verilmesi gerektiği-
İmza itirazın kabul edilmesi halinde; icra mahkemesince, "takibin iptaline" değil, "takibin durdurulması"na karar verilmesi gerektiği-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun -senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden- alacaklı tarafından ispat edilmesi gerekeceği- Alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edilmesi halinde; mahkemece ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı nazara alınarak usulünce yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için açıkça verilmiş bir yetkinin bulunması gerektiği- Vekaletnamede "poliçe imzalama" konusunda verilen yetkinin, “bono düzenlemeyi” kapsamayacağı-
İcra takibi, bonoyu ciro yolu ile iktisap eden yetkili hamil tarafından keşideci hakkında yapılmakta olup, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından adı geçen hamilin, takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı ve imzanın borçluya ait olup olmadığı da tesbit edilememiş olduğundan, alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu kanıtlanamadığından mahkemece, alacaklının tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-