Borçluya ödeme emri tebliğ edilmeden borçlunun itiraz hakkı doğmayacağından haricen icra takibini öğrenip icra dairesine itiraz etmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı- Kiracı borçluya çıkartılan ödeme emri tebligatı önce bila tebliğ iade edilmesi ve kiracı borçlunun takipten haricen haberdar olup takibe itirazından sonra borçluya tebligat yapılmış olması halinde, alacaklının da ihtilafı sürdürdüğü anlaşıldığından, borçlu kiracının itirazı geçerli olup takibin duracağı ve bu durumda da kiralayan alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile kiracı borçlu hakkında tahliye şartlarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerektiği-
B.sine başvurulan komşusunun ismi yazılmadığından tebligat usulsüz olup TK'nun 32. maddesi uyarınca öğrenme tarihinin tespitiyle, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin bu tarihe göre düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılmadan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılmış olsa bile hükümsüz sayılacaklarından 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklı vekilinin takip masraflarından feragat etmesi nedeniyle satış bedelinin masrafları karşılamadığından bahisle ihalenin feshine karar verilemeyeceği, borçlu tarafından ileri sürülen diğer fesih nedenleri de yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tebligat sırasında şirket yetkilisinin bulunup bulunmadığı sorulmakla birlikte, tebliğin yapıldığı şirket çalışanının şirket yetkilisinden sonra gelen kişi olup olmadığı araştırılmadan tebligat yapılması halinde, tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Usulsüz tebliğ işlemine ilişkin şikayetin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde icra mahkemesine yapılması gerektiği-  Borçluya yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu gözetilerek, borçlunun usule aykırı tebliği öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği-
Tarafların serbest iradeleriyle kararlaştırdığı sözleşmede yazılı adresin borçlunun bilinen adresi olarak kabulü ile öncelikle bu tebligat adresine ödeme emri tebliğe çıkartılmaksızın, doğrudan ticaret sicil adresine çıkartılan ve bila tebliğ iade üzerine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, şikayetçi borçlu yönünden ödeme emri tebliğ tarihinin, borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarihe göre düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği-
Borçluya yapılan satış ilanı tebligatı Bölge Adliye Mahkemesi’nin de kabulünde olduğu gibi usulsüz ise de, düzeltme ilanının, borçluya, ‘’muhatabın o anda işte olması sebebiyle muhatap yerine aynı konutta oturduğunu beyan eden eşine‘’ şerhi ile 17.05.2018 tarihinde 7201sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği'nin 25. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, şikayete konu ihalenin ise 12.06.2018 tarihinde yapıldığı, ihale tarihi ile satış ilanı tebliğ tarihi arasında, borçlunun satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için gerekli makul süre bulunduğu görülmekle ve satış kararına uygun olarak tirajı 50.000'in üzerinde olan bir gazetede satış ilanının yayınlandığı ve şikayet dilekçesinde ileri sürülen diğer fesih nedenlerinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Takip dosyası ve şikayet dosyası içeriğinden borçlunun vefatından evvel takibi öğrendiği ispat edilemediği gibi mirasçısı tarafından da murisin hayatta iken takipten haberdar olamadığı hususu, süresinde icra mahkemesinde ileri sürülmüş ise de takip dosyasında öğrenme tarihine göre süresinde yapılmış bir itiraz olmadığından takibin durdurulmadığı, bu hali ile sonucun alacaklının aleyhine durum oluşturmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, şikayetçi borçlu yönünden ödeme emri tebliğ tarihinin, borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarihe göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, istemin gecikmiş itiraz olarak nitelendirilip takibin durdurulması yönünde hüküm tesis edilmesinin ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
Tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat bulamadığı belgelenmemiş, yapılan işlem tebliğ memurunun soyut ve daha önce hazır olan kaşesindeki beyandan ibaret kalmış olması durumunda tebligatın usulüne uygun olduğunun kabul edilemeyeceği-  Gerekçeli kararın tebliğ işleminin usulsüz olması halinde, vekilin beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabulü ile süresinde yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi gerektiği-
Borçlunun borca itiraz hakkını yeniden elde edebilmesi için alacaklının talebi üzerine borçluya ikinci kez ödeme emri çıkartılması yeterli olup, ilk ödeme emrinin tebliğinin usule uygun olup olmadığının önemi olmadığı- Borçlunun yeni ödeme emri tebliğinden itibaren süresi içinde icra mahkemesinde borca itiraz hakkını kullanabilmesinin ilk çıkan ödeme emrine karşı icra mahkemesinde borca itiraz etmemiş olmasına bağlı olduğu, aksi hâlde derdestlik itirazının söz konusu olacağı- Aynı ödeme emrinin farklı tarihlerde tebliğ edilmiş olmasının ödeme emirlerinin birbirinden farklı olduğu anlamına gelmeyeceği- Ödeme emrine karşı icra mahkemesinde borca itiraz görülmekte iken aynı ödeme emrinin ikinci kez tebliği üzerine yapılan borca itirazın derdestlik nedeniyle reddinin usul ve yasaya uygun olduğu- Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında ilk davada verilen kararın 09.04.2013 tarihinde onama kararının tebliğ ile kesinleştiği, bu kararın kesinleşmesi ile birlikte ilk ödeme emri de kesinleşmiş olduğundan ikinci ödeme emri nedeniyle açılan davanın sürdürülmesinde hukuki yararın kalmadığı, sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. O hâlde mahkemece yukarıda belirtilen ilke ve kurallar göz önüne alındığında borca itirazın yapıldığı ve kararın verildiği tarih itibariyle aynı ödeme emrine karşı aynı sebeple açılmış borca itirazın icra mahkemesinde derdest bulunması nedeniyle dava şartını içermeyen eldeki davanın (itirazın) reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, direnme kararının açıklanan nedenlerle onanması gerekir.