İİK. mad. 206/4-A uyarınca, iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş işçi alacaklarına rüchaniyet tanınmış olduğu-  İşçilik alacaklarının hüküm altına alındığı ilamlara bağlı olarak alınan vekalet ücretlerinin ise bu kapsamda olmadığı-
Trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi- Maddi tazminatın ıslah edilen kısmı için davanın reddine karar verilmiş olması halinde, harcı yatırılarak artırılan dava değeri üzerinden reddolunan kısma göre belirlenecek nisbi vekalet ücretinin, davada vekille temsil edilen davalı ile dahili davalılar lehine hüküm altına alınması gerekirken; davalılar için maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği-
Borçlu icra takibine konu (avukatı ile yaptığı) vekalet sözleşmesine ve altındaki imzaya itiraz etmediğinden, bu belgenin, "İİK. mad. 68/1 anlamında belge" niteliğine kavuştuğu ve borçlu tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir belge de ibraz edilmediğinden mahkemece, "itirazın kaldırılmasına" karar verilmesi gerektiği-
Sulh nedeniyle taraflar arasındaki vekalet ilişkisine dayalı avukatlık ücret alacağına ilişkin davada tarafların sulh olmaları halinde avukatın vekalet ücretinin, sulh olunan miktar belli değilse; gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, sulh olunan miktar tespit edilemezse vekil ile vekil eden arasında varsa yazılı sözleşme , sözleşme yok ise Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince harcı ödenen dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiği- Davanın sulh ile sonuçlanması halinde her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacağı ve bu durumda avukatın hem akdi hem karşı yan vekalet ücretinin tamamına hak kazanacağı- Sulh olunan miktarı ispat etme külfetinin davacı avukatta olduğu-
Şikayetçi avukatın vekâlet ücreti alacağının, Av. K. mad. 166/2 uyarınca, müvekkili iş sahibi adına yaptığı ilk iş olan dava açma tarihine göre, şikayetçi avukatın çalışması sonucunda, müvekkil yararına, ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde rüçhan (imtiyaz) hakkı bulunduğu- Şikayetçi avukatın sözleşme ile kararlaştırılan rüçhanlı vekâlet ücretinin, Av. K. mad. 164/2 gereğince belirlenen sınırların altında kalıp kalmadığı, bu sınırın da her ne kadar takibin dayanağı avukatlık sözleşmesinde aksi kararlaştırılsa da, davanın açılmasından, alacağın tahsil edilip sonuçlanmasına kadar geçen süreçte verilen işin karşılığı tek ücret için geçerli olduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiği-
Zamanaşımının, hakkın esasına ilişkin bir mesele olduğu- Zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağı-  Alacağın "zamanaşımına uğraması" nedeniyle davanın reddine karar verilmesi durumunda, davada kendini vekille temsil ettiren davalı yararına "nisbi" vekâlet ücretine hükmedileceği-
Avukatlık Kanunu'nun 164/5. maddesinde, dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği hükmünün yer aldığı, bu hüküm karşısında ilam vekalet ücreti alacağının takası mümkün olmadığından anılan alacak ve faizi yönünden takas mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, tüm alacaklar yönünden takas mahsup talebinin kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Kısa kararda; ‘’yasal vekalet ücreti olan 440,00 TL ile, akdi vekalet olan 14.022,60 TL’nin taleple bağlı kalınarak ihtarnamenin ...davalıya tebliğ tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,’’ karar verilmiş iken, gerekçeli kararın gerekçe kısmında; ‘’Her ne kadar Mahkememiz kısa kararında. ..dosyası açısından hüküm kurulmuş ise de aslında ..... toplam 1.050,00 TL vekalet ücretinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiği" denilmesi halinde, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki oluşturulduğundan, HMK. mad. 297/son gereğince hükmün bozulması gerektiği-
HUMK zamanında açılmış bulunan davada, dilekçelerin teati aşamasının geçilip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324 maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, yazılı şekilde gider avansı istenmesi ve verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, "hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte olan kanun hükümleri" uygulanarak avukatlık ücretin belirleneceği-