Somut olayda, davalı Teknik Güvenlik Temizlik Gıda İnş. Taah. B.sayar Yazılım San. ve Tic. Ltd. Şti. ’nin davacı bakanlık ile akdedilen hizmet sözleşmelerini 01.01.2009-31.03.2009 tarihli dönemde davalı B.can Temizlik B.sayar Yazılım Danışmanlık Gıda Sağlık İnş. San. ve Tic. A.Ş ile; 01.04.2009-28.02.2011 tarihli dönemde davalı D. Sosyal Hizmetler Çevre Tasarım Yemek Tur. Temizlik Otomasyon B.sayar B. İşlem San. Tic. Ltd. Şti.ile birlikte ortak girişim adı altında imzaladığı- 01.01.2009-31.03.2009 tarihli sözleşme dönemine dayalı borçlardan davalılar Teknik Güvenlik Temizlik Gıda İnş. Taah. B.sayar Yazılım San. ve Tic. Ltd. Şti. ile B.can Temizlik B.sayar Yazılım Danışmanlık Gıda Sağlık İnş. San. ve Tic. A.Ş’nin tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; 01.04.2009-28.02.2011 tarihli sözleşme dönemine dayalı borçlardan davalılar Teknik Güvenlik Temizlik Gıda İnş. Taah. B.sayar Yazılım San. ve Tic. Ltd. Şti. ile D. Sosyal Hizmetler Çevre Tasarım Yemek Tur. Temizlik Otomasyon B.sayar B. İşlem San. Tic. Ltd. Şti.’nin müşterek müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek bu çerçevede değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Adi ortaklığın diğer ortak veya ortaklarının, adi ortaklığın konkordato talep eden şirketten olan alacakları için konkordato oylamasına katılabileceği- Konkordatoya tabii alacağı temlik alanlara oy hakkı tanınması gerektiği- Grup şirket olgusundan yararlanılarak borçların konkordato talep eden şirketin mali bünyesinden ödenmesi halinde, temlik nedeniyle bu grup şirketinin gerçek alacaklı olamayacağı kabul edilerek iyiniyetli davranış içinde olmayan davacı şirketin konkordato reddine karar verilmesi gerektiği- Alacaklının 3. kişi tarafından verilen rehne öncelikle müracaat etmesinin konkordato kurumunun amacına uygun olacağı- 3. kişi rehniyle temin edilen alacaklının alacağının "adi alacak" olarak nisaba dahil edilmesi, borçlu ve rehin veren 3. kişinin İİK. 303 çerçevesinde hareket etmesi gerekeceği- Taşınmazlar üzerine talep eden şirket lehine ipotek tesis edildiğinden, bu ipoteklerle teminat altına alınan alacaklının nisapta "adi alacak" olarak göz önünde bulundurulması gerektiği, nisap dışında tutulmasının hatalı olduğu- Geçici mühlet tarihinden itibaren adi alacaklara faiz işletilmesinin duracağı- Asıl alacaklının alacağının İİK. 294/3 uyarınca, mühlet sonrası faiz işletilmeden belirlenmesi, kefilin henüz ödemediği borç için nisaba dahil edilmesinin önüne geçilmesi ve nisabın yeni oluşacak alacak miktarı ve alacaklı sayısına göre belirlenmesi gerektiği-
Adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan ve bu sözleşme kapsamında davalı İmsaş İnşaat Ltd. Şti. yararına verilen teminat mektubunun paraya çevrilmesi nedenine dayalı alacak, birleşen dava ise, adi ortaklık sözleşmesinin haksız feshi nedenine dayalı tazminat istemlerine-
Satıcının, sözleşme ve eki şartnameden başka ayrıca ilan ve reklamlarda, broşür ve kataloglarda vaat ettiği hususlar yönünden de alıcı tüketiciye karşı sorumlu olduğu, o halde; teknik şartnamede belirtilmeyen ancak tanıtım materyellerinde belirtilen tüm hususlar yönünden de tek tek ayıplı ya da hiç yapılmayan imalatlar konusunda inceleme yapılarak varsa değer kaybının belirlenmesi gerektiği- Projede henüz tamamlanmamış sosyal tesislerin davalılar tarafından yapılarak ve eksiklikleri giderilerek projenin tamamlanması halinde bu yönden dava konusuz kalacağından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yapılmayan ve bundan sonrada yapılmayacağı kesinleşen sosyal tesisler var ise; bunlardan dolayı davacının uğradığı zararın nisbi metoda göre hesaplanarak, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme de yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği-
Davacının adi ortaklık ilişkisi içinde açılması düşünülen kitapevine masraf ve ortaklık sermayesi olarak koyduğu paranın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği- Davacının varlığını ileri sürdüğü adi ortaklığın varlığını ispat edemediğinden tarafların birlikte açtıkları ortak hesap üzerinden eşit oranda (yarı yarıya) hak sahibi oldukları, hesaptaki paranın tamamını çeken davalının payından fazla çektiği miktar yönünden davacıya borçlu durumuna düştüğü kabul edilerek, hesaptaki paranın yarısı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapımı davalı tarafından üstlenilen binanın inşa edilmesi için kurulan adi ortaklığın, amacın gerçekleşmesiyle (binanın tamamlanmasıyla) sona ermesi üzerine tasfiyesi istemi- Davalı ortağın, yüklenici sıfatıyla dava dışı arsa sahibi ile noterce düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladığı, sonra yine aynı şekilde tadil edildiği, davalı ortağın dava dışı arsa sahibine karşı yapımını yüklendiği binaların inşaat maliyetinin karşılanması, karşılığında ise sözleşme uyarınca edineceği bağımsız bölümlerin kararlaştırılan paylar hususunda paylaşımı hususlarında davacı ve dahili davalı ile anlaşarak adi ortaklık sözleşmesini imzaladığı, bu sözleşme ile kurulan ortaklığı yönetme (ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan işlemleri yapma) yetkisinin davalı ortağa verildiği, sonrasında ortaklığa ilişkin tüm işlemlerin davalı ortak tarafından yerine getirildiği, ortaklığın amacını teşkil eden binanın tamamlanarak yapı kullanma izninin alındığı, davalı ortağın kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edindiği 12 adet bağımsız bölümden, (% 25 oranında pay sahibi olması nedeniyle) 3 adedini dahili davalının gösterdiği kişilere, (gerek kendisinin gerekse davacının payına düşen) diğer bağımsız bölümleri ise üçüncü kişilere satış suretiyle devretmiş olduğu uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki adi ortaklıkta; ortakların dışa karşı bir ortaklık ilişkisinin tarafı sıfatıyla ortaya çıkmadıkları, ortaklığa konu inşaat ile ilgili olarak imzalanmış olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, yüklenici (ve sonradan kurulan ortaklığın yöneticisi) sıfatıyla davalı ortak tarafından kendi adına ve iç ilişkide tüm ortaklar hesabına sonuç doğuracak biçimde gerçekleştirildiği, dolayısıyla adi ortaklığın, davacı ve dahili davalının gizli ortak, davalının ise aktif ortak olarak yer aldığı bir gizli adi ortaklık şeklinde kurulmuş olduğu- Gizli adi ortaklık kurulmuş olması nedeniyle ortakların elbirliğiyle hak sahibi oldukları bir ortaklık mal varlığının olmadığı, yönetici (ve aktif) ortak olan davalının; dava dışı arsa sahibi ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesini ifa etmesi nedeniyle elde ettiği (gerek davacının payına gerekse kendi payına düşen) bağımsız bölümleri sattığı, bu suretle elde ettiği bedelleri de mal varlığına aktardığı, eş söyleyişle davanın açıldığı tarih itibariyle davacının payına düşen bağımsız bölümlerin satılmış olması nedeniyle elde edilen gelirin yönetici ortak olan davalının mal varlığına dahil edildiği, dolayısıyla gizli ortak olan davacının hesap görülmesi ve payına düşen kazanç tutarının ödenmesi konusundaki kişisel hakkına dayanarak açtığı davada, sorumluluğun yönetici ortak olan davalıya ait olduğu- Salt ortaklığın tasfiyesinin yapılması için davaya dahil edilen (ve davacı tarafça verilen dahili dava dilekçesinde de kendisinden herhangi bir talepte bulunulmayan) diğer gizli ortak olan yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dahili davalının, davacının talep ettiği kazanç tutarından, yönetici (ve aktif) ortak olan davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-
İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte işyerinde otuz ve daha fazla işçi çalıştırılmasının gerektiği- Adi ortaklık niteliğindeki işveren, kendisini oluşturan gerçek ve tüzel kişilerden bağımsız nitelikte olduğundan, iş güvencesi şartları arasında yer alan otuz işçi kıstasının belirlenmesi hususunda sadece adi ortaklık işverenin aynı işkolunda yer alan işyerleri dikkate alınması gerektiği-
Görevli mahkemenin belirlenebilmesi için taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin hukuki niteliğinin tespitinin gerektiği- Adi ortaklığın, kişi; sözleşme; katılım payı; amaç; affectio societatis (müşterek gayeye ulaşmak için çalışmak unsuru) gibi unsurları olması gerektiği- Adi ortaklık sözleşmesinin geçerliliğinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı- Bir ortak tarafından diğer ortağa kar elde edilmesine bakılmadan her ay belli bir bedelin ödenmesi ve ortaklardan birine tek taraflı feshi yetkisi verilmesinin adi ortaklık yapısıyla bağdaşmayacağı- Sözleşmede ortaklık kelimesinin kullanılmasının, bu belgenin nitelendirilmesine engel olmadığı- Her türlü tahliye, akdin feshi veya tespit davaları bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davalarının veya bunlara karşılık olarak açılmış davalarda dava konusu şeyin değerine bakılmadan sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu-
Adi ortaklık hasım gösterilerek açılan davanın, ortakların tümüne karşı açılmasının gerektiği- Ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığının olduğu-
Adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de mahkemece TBK. 642 vd.nda belirtilen sıra ve yöntem izlenerek bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, sadece ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru tayinine karar verilmesi, ayrıca tasfiye biçiminin açıklanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-