Mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiğinin ifade edildiği, ardından misli ile değişim ve bunun olmaması halinde ise bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme yönünde karar verildiği, Hukuk Usulü Yasası 111/1. maddesi ile terditli dava açılması yönünde bir düzenleme yapılmış ise de, aynı hüküm 2. fıkrası ve 297/2. maddeleri ile yasa koyucu tarafından terditli bir şekilde hüküm kurulmasına cevaz verilmediği-
Hükmün bozulmasından sonra davanın ıslah edilmesinin mümkün bulunmadığı- Dava konusu 9 numaralı dairenin arsa payının yapılan yargılamalar sonucunda henüz kesinleşmeyen karar ile arsa sahiplerine özgülendiği anlaşıldığından, davacının dilekçesinde "hukuki imkansızlık nedeniyle 9 numaralı dairenin arsa payı yerine yükleniciye düşen 7 numaralı bağımsız bölümün arsa payının tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, bu talepler yerinde görülmezse çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince ayni hak talebimiz içinde sözleşmeye uygun teslimi yapılmayan taşınmazın değerlerinin tespit edilerek davacıya verilmesini" talep ettiği, davacının bu talebinin yargılama sürecinde oluşan yeni duruma göre davanın açıklanmasından ibaret olduğu, kısaca davacı davasını açıklamak suretiyle davasını tapu iptali ve tescil ikinci kademede ise tazminat talep ettiğinden tazminat talebinin değerlendirilip incelenmesi gerekeceği-
Kadın ıslah dilekçesi ile davasını terditli hale getirdiğinden, mahkemece, öncelikle davacı kadının boşanma davasında, delillerin özel boşanma sebebi olan zina yönünden değerlendirilmesi ve bu hukuki sebebe dayalı olarak bir karar verilmesi gerekirken, sadece evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile davanın değerlendirilip tarafların boşanmalarına karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemece davacının davalıların taşınmazlarında imar uygulamaları hususunda yapmış olduğu işlemleri kanıtlaması imkanının tanınması, bu konuda tarafların delilleri toplanarak ve imar değişikliği işlemlerinden dolayı davalıların fayda sağlayıp sağlamadığı, taraflar arasındaki imar uygulaması işlemlerinin yapılması konusunda verdikleri vekaletnamelere dayalı anlaşmanın maddi bir vakıaya ilişkin olması nedeniyle davacının tüm delilleri toplanmak suretiyle ayrıca belediye imar işlem dosyası getirtilerek incelenmesi, davacının davalılar yönünden imar işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi halinde, dava tarihi itibariyle yapmış olduğu hizmetin parasal karşılığının bilirkişi incelemesi ile belirlenerek, varsa harç ikmali yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Asıl dava ve birleştirilen davada temliken tescil talebi yönünden hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davacı, davalının sermaye payına düşen bedeli kendisinin ödediğinden bahisle, şirketin %22.5 hissesinin adına tesciline karar verilmesini bunun mümkün olmaması halinde ise bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiğinden, dava, HMK 111. maddesinde tanımı yapılmış olan terditli bir dava türü olup, HMK 111/2 fıkrası gereğince mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği ve hükme bağlayamayacağı-
Terditli olarak öne sürülen taleplerden ilki kabul edilmişse de, bu talep ile birlikte, öne sürülen ikinci talep içerisinde yer alan, senet iptaline de karar verilmiş olmasının hatalı olduğu-
Mahkemece, davacı ve vekiline ıslah ile arttırılan miktarla ilgili olarak her bir mal için ayrı ayrı ne kadar alacak isteğinde bulunduğu hususunda açıklama yapmaları için süre ve imkan verilmesi, istek somutlaştırıldıktan sonra taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunda davacının asli talebinin tapu iptal ve tescil olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Terditli davalarda terditli taleplerden reddedilen talep için, ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyeceği-
Davacıların sonuç talebini "terditli dava" haline dönüştürmesinin "kısmi ıslah" niteliğinde olduğu- Davacıların öncelikli istemlerinin tapu iptali ve tescil olduğu gözetilerek tapu iptali ve tescil isteği yönünden değerlendirme yapılması, diğer bağımsız bölümler yönünden ise TMK. mad. 1023 ve 1024 gereğince iyiniyet araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • kayıt gösteriliyor