Boşanmaya sebep olan olaylarda, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerektiği göz önünde bulundurularak davacı koca yararına daha uygun miktarda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının müterafik (birlikte) kusuru da etkili olup; müferafik kusurun tazminat miktarlarının tayininde önemli ve dikkate alınması gerekeceği-
Davacı tarafından açılıp retle sonuçlanan ilk boşanma davasından sonra, tarafların ayrılık dönemlerinde, davacı kocanın eşine hakaret ve tehditte bulunduğu, bu durumun davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu sebeble davalı kadın yararına manevi tazminata hükmedileceği-
Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmadığı, daha fazla kusurlu bulunan tarafın da dava açma hakkı bulunduğu, bununla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesinin gerekeceği-
Davalı kadın yararına daha uygun miktarda bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Müşterek çocuğun 25.08.2013 tarihi itibariyle ergin olduğu ve nafakanın ergin olduğu tarihe kadar takdir edilmesinin yerinde olduğu-
Tarafların aynı oranda kusurlu olduğu, bu nedenle davalı-davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Davalı kocanın, eşini aşağıladığı ve ona hakaret ettiği, eşinin hamileliği ve hastalığı ile ilgilenmediği, ortak konuta gelen davacı ve ailesini içeri almayarak defol git dediği, buna karşılık davacı kadının da, davalı eşi ile birlikte kaldıkları annesine ait evden davalının ayrılmasından sonra ortak konutun kilidini değiştirdiği ve davalı koca ortak konuta gittiğinde kendisini içeri almadığı ve eşine küfür ettiği; bu nedenlerle her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte, davalı kocanın daha ziyade kusurlu olduğu-