Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamının, ne aktin başında ne de devamı sırasında belirli olmadığı, bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin edeceği, bakım alacaklılarının akit anında özel bakıma muhtaç halde olmasını aramanın kanunda bulunmayan bir unsuru ilave etmek olacağı- Ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesine ilişkin davada, bakım borcu sözleşmenin yapılmasından sonra davalının farklı şehirde göreve başlaması nedeniyle yerine getirilmediğinden, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Ölünceye kadar bakım sözlemesinden kaynaklanan, bakım yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla açılmış akdin feshi talebi ve davalı adına akit ile devredilen taşınmaz payına ait kaydın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin davada, ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçılarının mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlü oldukları, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabileceği, resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulmasının mümkün olmadığı, bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşmenin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan, bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunmasının bu davada dinlenemeyeceği, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısının her zaman fesih hakkını kullanabileceği, fesih geçmişe etkili olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebileceği, davacının duruşmada alınan beyanı ile mahkemenin hükme esas aldığı tanığın beyanı birbiri ile çelişmekle birlikte, tanığın beyanından birtakım hususların anlaşılamadığı, mahkemece, yeterli kanıt içermeyen davacı tanığı beyanını esas alınarak ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği-
Ölünceye kadar bakım sözleşmesine aykırılık nedeniyle tapu iptali ve tescil talebine ilişkin davada, ölü davacı ile davalıya ilişkin boşanma davasının kesinleşen kararına göre, her iki tarafın da maddi konulardaki tutumunun evlilik birliğinin bozulmasında asıl sebep olduğu ve her iki tarafın da kusurlu olduğu, bu durumda davalının bakım borcunu yerine getirememesinde davacının kusurunun da etkili olduğu; bakım yükümlülüğünün yerine getirilememesinin sadece davalının eylemlerinden kaynaklanmadığı, TBK’nın 617/son maddesi uyarınca davacı lehine irat bağlanması düşünülmeden tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmesinin hatalı olduğu, hal böyle olunca, tapu iptal ve tescil isteğinin reddi ile davacı yararına kaydı hayat ile irat bağlanması, takdir edilecek iradın akde konu taşınmazın getireceği aylık gelir yönünden, davalıya sağlayacağı yarar ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözönünde tutulmak suretiyle, hak ve yarar dengesi sınırları içinde kalmak koşuluyla ve davacının yargılama sırasında ölmüş olması da gözetilerek eldeki davanın açıldığı tarih ila davacının ölüm tarihi aralığı ile sınırlı olacak şekilde belirlenmesi ve davacılar tarafından açılan mirasçılık belgesinin iptali davasının sonucu beklenerek davacıların tespit edilecek miras payları oranında hükmedilmesi gerektiği-
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkin davada, resmi şekilde düzenlenmeyen ölünceye kadar bakım sözleşmelerine değer verilerek tapu iptali ve tescil hükmü kurulmasının mümkün olmadığı, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkının bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğu, sözleşmenin akdedildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen sürede bakım alacaklısının bakım borcu ediminden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, davada bakım borçlusunun, bakım alacaklısına karşı edimini gereği gibi yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bakım borçlusunun devredilen payın bulunduğu yapıda bakım alacaklısının oturmasına rıza göstermesinin, bakım borcunun yerine getirilmesi için yeterli sayılamayacağı-
Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali istemi (tanık beyanlarından yola çıkarılarak geçersiz olduğu anlaşılarak) red olacağına göre davacının bakım sözleşmesinin feshine dayandırdığı tapu iptal ve tescil istemininde reddi gerektiği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteği- Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaanın, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istediği; Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devrettiği- Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilecekleri- Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı-
Murisin taşınmazını sadece bir görünüş yaratmak için değil de samimi olarak bakım temini için ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrettiği, diğer mirasçılarından mal kaçırma amacını taşımadığı, bakım borçlusu olan davalının da babasına bakarak karşı edimini ifa ettiği anlaşılmakta olup, gerçek bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tazminat isteği- Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu olmadığı- Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olmayacağı- Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkün olduğu- Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanması olduğu-
Mirasbırakanın ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi hususların dikkate alınması gerekmekle; davacı kızının kaçarak evlenmiş olması, murisin davalı oğullarıyla aynı avluda yaşaması, tapuda muris adına kayıtlı başka taşınmazın bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde murisin asıl iradesinin kendisine baktırmak olmayıp davacı kızından mal kaçırmak olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Mirasbırakanın ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekmekle; dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakanın davacı oğlu ve dava dışı oğlu ile arasının iyi olmadığı, çekişmeli taşınmaz dışında dört adet taşınmazının daha bulunduğu ancak terekesinin büyük bölümünü çekişmeli taşınmazın oluşturduğu ve terekeye oranının makul karşılanabilecek sınırı aştığının gözetilmesi gerektiği-