İİK’nın 337/a maddesine aykırılık suçunun kovuşturmasının şikayet şartına bağlı olduğu- Şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği- CMK. mad. 223/8 uyarınca, soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde “davanın düşmesine” karar verileceği- Borçlu şirketin itirazı üzerine icra takibin durduğu ve açılan itirazın iptali davasının derdest olduğu anlaşılmakla, takip henüz kesinleşmeden şikayette bulunulduğu ve buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan davanın “düşmesine” karar verilmesi gerektiği-
12. HD. 02.05.2019 T. E: 2221, K: 7429-
İsnat edilen eylemden dolayı şikayetçi olan müştekinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; mahkemece, borçlu şirketin ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresinde zabıta araştırması yaptırıldığı verilen cevabi yazıda iş yerinin faal olmadığının bildirilmesi karşısında; sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği-
Ticaret şirketi yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi bu durumu onbeş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesinin gerektiği- Borçlu şirketin yaptırılan zabıta araştırmasına göre adresinde bulunmadığının tespit edildiği, Vergi Dairesinden gelen yazıya göre borçlu şirketin 11.08.2014 tarihinden yazı cevap tarihine kadar vergi matrahının bulunmadığının bildirildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gelen yazıya göre de sanığın borçlu şirketin yetkilisi olduğu, borçlu şirketin şikayet tarihi itibariyle sicil kaydının devam ettiği ve İİK mad. 44 uyarınca bir mal beyanını vermediği anlaşılmakla; suçun unsurlarının oluştuğu ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği-
Borçlu şirketin ticaret sicile kayıtlı bulunduğu adreste yaptırılan zabıta araştırmasına göre adreste faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, sanığın savunmasında hacze gidilen sicile kayıtlı bulundukları adresi mal sahibine teslim ettiklerini, ancak şirketin faaliyetine devam ettğini beyan etmesine rağmen, faaliyette bulundukları bir adres bildirmediğinin görüldüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odasından gelen yazıya göre de borçlu şirketin halen sicil kaydının faal olarak devam ettğinin bildirildiği ve İİK'nın 44. maddesine uygun bir mal beyanını vermediği anlaşılmakla; suçun unsurlarının oluştuğu-
Sanığın yazılı savunmasında bildirdiği mahkeme dosyasının celp edilmesi, Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak borçlu şirketin yetkililerinin tespiti, ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresinde ticari faaliyetine devam edip etmediği hususunda zabıta araştırması yaptırılması, Vergi Dairesinden borçlu şirketin kayıtlarının celp edilmesi, şikayet tarihi itibariyle son beyanname örnekleri temin edildikten sonra sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerektiği-
Sanığın suça konu aracı satın aldığı şahsın, araç üzerinde rehin hakkının bulunduğunun iddia etmesi karşısında, sanık ile bu şahıs arasındaki noter satım sözleşmesi getirtilip, rehin kaydı olup olmadığının ve aracın ne kadara satıldığının belirleneceği- Satış bedeli ile sanığın yaptığı ödemelerin tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Sanığın yetkilisi olduğu borçlu şirket hakkında icra takibi başlatılması üzerine, bu takibe itiraz edildiği, şikayetçinin itirazın iptalini talep ederek dava açtığı, anılan davanın kesinleşmesine rağmen, şikayetçi vekilinin bu dava kesinleşmeden önce sanığın İİK’nın 337/a maddesine aykırılık suçundan cezalandırılmasını talep ederek şikayette bulunduğu ve buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan davanın "düşmesine" karar verilmesi gerektiği-
Borçlu şirketin ticaret sicil adresine, yapılan tebligat sonucunda,şirketin ticareti terk ettiğinin öğrenildiğinin anlaşılması karşısında, ticareti terk hükümlerine muhalefet suçunun, suç tarihi itibariyle 3 aylık ve 1 yıllık şikayet sürelerine tabi olduğu ve şikayetçi vekilinin, 3 aylık süre geçtikten sonra şikayetçi olduğu nazara alınmadan, şikayet hakkının düşürülmesi yerine beraat kararı verilmesinin hatalı olduğu-
Ticaret siciline kayıtlı adresinde yapılan zabıta araştırmalarında, sanıkların yetkilisi olduğu borçlu şirketin tanınmadığı, ilgili vergi dairesinin yazısıyla adreste bulunulmadığından bahisle resen terk çalışmalarının başlatılmış olduğu ve sanıklar hakkında hüküm kurulduktan sonra dava dosyasına gönderilen yazısıyla “faaliyet adresinde bulunmadığından 13.11.2014 tarihinde kapatıldığının” belirtildiği anlaşıldığından, sanıkların mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesinin hatalı olduğu-