İstihkak davası sonucuna kadar haczin durması için üçüncü kişi tarafından verilen teminat mektubunun icra dosyasına konu borcun tahsili için paraya çevrilmesi mümkün olmadığı-
İİK'nun 106. maddesinde öngörülen satış isteme süresinin geçmediğinin anlaşıldığı-
Borçlunun 3. kişi bankadaki mevduatının, İİK. mad. 106/2 koşullarında menkul hükmünde olduğu, 3. kişi bankaya gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesine karşılık 3. kişinin süresi içerisinde, borçlunun mevduatları üzerinde rehin hakkı olduğunu ileri sürmesinin, 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz niteliğinde olup, alacaklı, 3. kişi tarafından 89/1 haciz ihbarnamesine verilen cevabın aksini icra hukuk mahkemesinde ispat ederek, üçüncü kişinin İİK'nun 89/4.maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesini isteyebileceği, ancak yapılan bu itiraza rağmen 3. kişi bankaya 89/2 haciz ihbarnamesi veya haciz müzekkeresi gönderilemeyeceği- 3. kişi Bankanın 89/1 haciz ihbarnamesine karşı, takip borçlusunun Banka nezdindeki mevduatları üzerinde rehin hakkı bulunduğuna dair beyanının, İcra İflas Kanunu'nun haciz ihbarnamesine yapılan itirazlar bakımından, özel bir düzenleme getirdiği gözetilerek, İİK 97 ve 99. maddeler kapsamında değil, İİK'nun 89/1 ve 89/4 maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, İcra Müdürlüğü'nün İİK'nun 99. maddesi gereğince işlem yapması gereğinden bahisle hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Satış isteme süresi, hak düşürücü nitelikte olup, bu sürenin geçmesi halinde haczin kalkmış olmasına rağmen yapılan ihalenin feshi gerekeceği- Satışa konu taşınmazların ihtiyati haciz kararına dayanılarak haczedildiği, bu hacze dayalı olarak yapılan keşif sonrası bilirkişi raporu düzenlendiği, bu raporda belirtilen bedelin, feshi istenen ihalede tahmini bedel olarak esas alındığı, iki yıllık satış isteme süresi dolmadan satış talebinde bulunularak aynı gün icra müdürü tarafından belirtilen satış avansını yatırdığı, taşınmaz üzerine ikinci kez haciz konulmuş ise de, ihalenin geçerli ilk hazce dayalı olarak yapıldığı anlaşıldığından, süresinde satışın istenmiş olduğu ve ihalede başkaca bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından, ihalenin feshi isteminin reddi gerekeceği-
Vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu olduğundan asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmamasının sonuca etkili olmadığı, satış ilanının borçlu vekiline tebliğ edildiği anlaşıldığına göre, mahkemenin bu yöndeki ihalenin feshi sebebinin yerinde olmadığı-
Alacaklının; takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun üçüncü kişi nezdindeki (doğmuş) alacakları için 3.kişiye İİK.nun 78. ve müteakip maddeleri gereğince yazılacak bir haciz yazısı ile haciz konulmasını isteyebileceği gibi, İİK.nun 89.maddesine göre haciz ihbarı gönderilmek suretiyle de haczini talep edebileceği, borçlunun, üçüncü kişi nezdinde ileride doğması muhtemel alacaklarının haczinin ise ancak İİK.nun 78. maddesi kapsamında gönderilecek haciz yazısı ile mümkün olduğu-
İcra kefilinin, İİK'nun 106-110. maddeleri uyarınca süresinde satış istenilmediği gerekçesi ile haczin kaldırılması istemiyle ilgili olarak İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ilamı ile verilen kararın, borçlunun zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması isteminin incelenmesine engel olmadığı-
İİK. m.106 ve 110. maddelerinde yer alan satış isteme süreleri hak düşürücü nitelikte olup; mahkemece satış talebinin öngörülen süreler içinde yapılıp yapılmadığının re'sen gözetilmesi gerektiği-Satış isteme sürelerinin geçmesine karşın tapu sicilinde şeklen varlığını sürdüren haczin İİK'nun emredici nitelikteki anılan maddelerine aykırı bir durum yarattığı, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesinin yasa ile hakime yükletildiği-
6352 s. Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edileceği- 6352 sayılı Yasa değişikliğinin, takip tarihinden itibaren değil, haciz, satış gibi başlatılan her bir takip işlemi tarihi esas alınarak uygulanacağı-
Şikayet olunanın kaydi ve fiili haczinin, o tarihte yürürlükte bulunan İİK'nın 106/1. maddesindeki taşınırlar için öngörülen 1 yıllık satış isteme süresi içerisinde satış talebinde bulunulmadığından düşüp, aracın trafik kaydına konulan 08.08.20 tarihli yakalama şerhinin haciz talebi niteliğinde olmayıp, satış tarihi itibariyle şikayet olunanın 26.06.2012 tarihli haczinin ayakta olup, bu haczin de şikayetçinin 05.06.2012 tarihli haczinden sonra olduğu gözetilerek, şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiği-