Hükme esas alınan 26.02.2016 havale tarihli ek bilirkişi raporunda, talep doğrultusunda bakiye borç hesabı yönünde hesap yapılması isabetli görülmüş ise de, borçlu tarafından 14/05/2015 tarihli bakiye borç muhtırasının iptali talep edilmesine rağmen mahkemece buna ilişkin değerlendirme yapılmaması ve talep olmadığı halde 09/06/2015 tarihli dosya kapak hesabı yönünden hüküm kurulması yerinde görülmediğinden, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak, gerektiğinde hüküm kurmaya elverişli ve yeterli ek rapor aldırılmak suretiyle 14/05/2015 tarihli bakiye borç muhtırasının iptali talebine ilişkin olarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, HMK'nun 26. maddesine aykırı olarak borçlunun talebini aşar şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Takibe konu tazminat hükmüne ilişkin dayanak ilamlar ortadan kalktığından şikayete konu takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
İlamın bu haliyle, menfi tespit ilamı olup kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağı, ilamın fer'isi vekalet ücreti de asla bağlı olduğundan kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği, bu sebeple, takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Hüküm içeriğinin aynen infazının zorunlu olduğu, ilamın infaz edilecek kısmının yorum yoluyla belirlenemeyeceği, bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılmasının zorunlu olduğu-
Bakanlıklar tarafından çıkarılan yönetmelik, yönerge, genelge gibi düzenleyici işlemlerle bir kişi ya da kurumun vergi ve harçlardan muaf tutulması mümkün olmadığından, İSKİ, ASKİ gibi büyükşehir belediyelerinin bünyelerinde bulunan, tüzel kişiliği haiz, su ve kanalizasyon işlerini yürüten idarelerin yargılama harçlarından muaf olmadığı-
Dosyanın işlemden kaldırılması halinde takip dosyası derdest kalmaya devam ettiğinden ve alacaklı tarafından ilk takipten feragat edilmeksizin aynı alacak için yeni bir takip yapılması halinde ikinci takibin mükerrer olacağı, alacaklının daha önce takip konusu edilmeyen alacakları varsa harcı yatırılarak aynı takip dosyası üzerinden tahsili gerektiğinden istemin kabulü ile ikinci takibin iptali gerekeceği-
Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri'nin 1602 sayılı kanun hükümlerine göre kurulmuş ve yargılama yapan mahkemeler olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulune göre yargılama yapan mahkemeler olmadığı, bu mahkemenin kendi özel Kanunu'na göre yargılama yapacağı ve karar vereceği, bu nedenle takip konusu Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ikinci Dairesi kararının icrasında 2577 sayılı İYUK'nun 28. maddesinin uygulanmayacağı-
İİK. mad. 283/2 gereğince bedele dönüşen tasarrufun iptali davasında ilamın aynı icra takip dosyası üzerinden infazının istenmesinin mümkün olduğu- Bu ilam doğrultusunda şikayetçi (üçüncü kişi) borçluya (ilk) takip dosyasından icra emri tebliğ edilmesi gerektiği- Tasarrufun iptali hükmüne dayalı olarak ayrı bir icra takibi başlatılması halinde, "üçüncü kişinin, asıl icra takibinin borçlusu olmadığından tasarrufun iptali davasına dayalı olarak ayrı takip başlatılmasında usule aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle "şikayetin reddine" karar verilemeyeceği, icra mahkemesince, üçüncü kişinin "şikayetinin kabulü" ile (ikinci) takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece; dayanak ilamlarda yer alan alacak kalemleri, borçlu sayıları, ilk takip dosyasında yapılan ödemeler ile bu takip dosyasının infaz edilip edilmediği, ikinci takibin bakiye alacak kalemleri için yapılıp yapılmadığı hususlarının tespit edilerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-