2942 sayılı Kamulaştırma Yasanın 25. maddesi hükmü uyarınca, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ile mülkiyetin kamulaştıran idareye geçeceği öngörülmüş iken, bu maddeyi değiştiren ve 24.04.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4650 sayılı Yasanın 14. maddesi ile, mülkiyetin kamulaştıran idareye intikalinin tescil koşuluna bağlanmış olduğu-
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilmiş olsa da, bu kişi adına tescil işlemi gerçekleşmedikçe mülkiyetin intikalinin sağlamayacağı- Sicile şerh verilen satış vaadi sözleşmesinin beş yıl süre ile üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceği- Haczin kaldırılması için, anılan süre içerisinde tescil davası açılması ve üçüncü kişi adına taşınmazın tescil işleminin tamamlanmasının zorunlu olduğu- Tapuya şerh edilmiş satış vaadi alacaklısı olan üçüncü kişinin şikayet hakkının süreye bağlı olmadığı-
Davalılar lehine bulunan tapu tahsis belgesinin idarece iptal edilmesi nedeniyle mahkemece, iptal keyfiyetinin tapu tahsis belgesi lehtarına veya mirasçılarına tebliğ edilip edilmediğinin, tapu tahsis belgesinin iptaline dair işleme yönelik bir dava açılıp açılmadığının tereddüde yer bırakmayacak biçimde araştırılması, açılmış ise neticesinin beklenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece çekişmeli taşınmazın davacı tarafından davalıya satış senedi ile satıldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; senet tanıklarının keşif sırasında çekişmeli taşınmazın başında dinlenilmeyip duruşmada dinlenmesi usule aykırı olduğu gibi, yine duruşma sırasında ifadesine başvurulan tanık davacının kendilerine, tarlasının M. ötesini davalıya verdiğini beyan etmiş olduğu halde, bu beyanda geçen M’ nin neresi olduğu zeminde belirlenmemiş ve senet tarihinden itibaren taşınmazın hangi sınırlarla davalı tarafından kullanıldığı araştırılmadan oluşturulan kararın hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Dava, tapu iptali ve Hazine adına tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkin olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak, son kayıt maliki davalının iyiniyetli olduğu saptanmak suretiyle terditli ilk istek olan tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Çekişmeli taşınmazın karar sonrasında yenilemeye tabi tutularak doğru sicil oluşturma ilkesi gözetilerek sicil kaydı açık olan parsel hakkında hüküm kurulması gerekeceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin davada, dava konusu taşınmazın 3.850 m²'lik bölümüne davalı H. tarafından haklı ve geçerli bir sebebi olmaksızın elatıldığı belirlendiği halde aynı yerle ilgili olarak davalı hakkında elatmanın önlenmesine karar verilemeyeceği-
İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı olmayıp, hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabileceği; ayrıca hatanın varlığının her türlü delille ispat edilebileceği-
İ. sözleşmeleri bir yandan mülkiyeti nakil borcu doğurması bakımından tarafları bağlayıcı, diğer yandan, mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmesi açısından tasarruf işlemlerini bünyesinde barındıran sözleşmeler olduğundan koşulların oluşması halinde taşınmaz mülkiyetini nakil özelliğini taşıdığı kabul edilmesinin gerekeceği-
Bilindiği üzere ve kural olarak, ham toprak niteliğinde tespit ve tescili yapılan bir yerin koşulları gerçekleştiğinde zilyetlikle iktisabı olanaklıdır. Bunun için tespit tarihinden önceki en az 20 yıllık sürenin aralıksız ve çekişmesiz olarak ilgilisi lehine gerçekleşmesi gerekir. Dava konusu yer davacı tarafından ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyetlerde kullanılmadığı dinlenen davacı ve davalı tanıkları ile ziraat bilirkişisi raporunda belirlenmekle davacının davasının reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-