Tapu kaydına dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olmasının iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmeyeceği, bu durumda mahkemece yapılacak işin, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanınmak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibaret olacağı-
Tapu iptal ve tescil davalarının, taşınmazın aynına yönelik olup, sicil kaydında belirgin olan mülkiyetin el değiştirmesini gerektiren davalardan olduğu, bu itibarla bu isteğin 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesi kapsamında bulunmadığı sabit olup bu hususta genel mahkemelerin görevli olduğu-
Gerek uygulamada ve gerekse öğretide, satıştaki semenin mutlaka para olması gerekmeyeceği ilkesi, özel bakım ve ancak istisnai nitelikteki durumlarda kabul edilebileceği; yoksa, çocukların anne ve babalarına bakmaları ve ilgilenmelerinin ahlaki bir görev olarak kabul edilmesinin, yani özel ve külfet arzeden hizmetlerin semen olarak kabulü gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin dava tamamıyla TMK.’nun mülkiyet ile ilgili düzenlemelerinden kaynaklandığından aile mahkemesinde görülemeyeceği-
Davalıların aynı çevrede emlak sektöründe çalışan kişiler olup, taşınmazın gerçek değerlerini bilmesi gereken kişiler olduğu, 12 numaralı bağımsız bölümün kısa süreli aralıklarla el değiştirdiği, davalıların taşınmazları edindikleri değer konusunda çelişkili ve fahiş farklar içeren beyanlarda bulundukları, taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerden düşük bedellerle temlik edildiği gözetildiğinde davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiği, özellikle tanık beyanlarından temlike rağmen 5 numaralı bağımsız bölümün davacı tarafından tasarruf edildiği, öte yandan her iki bağımsız bölüm yönünden de davacıya ödeme yapıldığı savunması kanıtlanamadığından, tapu iptal ve tescil talebinin kabulünün gerekeceği-
Kayıt maliki E. F.'ın yer almadığı dava sonucunda aleyhine verilen kararın davacıyı bağlamayacağı, bu sebeple bu kararın davacının temyiz etme yetkisi bulunmakta ise de, davacının kararın infaz edilmesi nedeniyle bu yolu benimsemeyip, kesinleşen hükmün hukuki neticesinin kendisini etkilemeyeceği gerekçesiyle tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğiyle eldeki davayı açtığına, taşınmazın 161.65 m²'lik bölümünün kesinleşen kararla kıyı olduğu saptanarak buna dair karar infaz edilip, davacı üzerindeki bu bölüme ilişkin sicil kaydı iptal edildiğine göre davacının tazminat isteğinin tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanması ve değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Asıl olan taşınmaz mülkiyetinin tescille kazanılacağı, ancak cebri icra yoluyla taşınmazın ve payın satın alınması durumunda mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı ve geçeceği-
Davacı bankadan kredi çekerken fiilen kullandığı 8 no’lu bağımsız bölümün sicil kaydına değil, kendi üzerine hataen kaydı yapılan 9 no’lu bağımsız bölümün sicil kaydına Anadolubank A.Ş. lehine ipotek tesis edilmiş olup, bu defa mahkemece kabulle davalıya aktarılan 9 no’lu bağımsız bölümden ipoteğin terkin edilerek davacı adına tesciline karar verilen 8 no’lu bağımsız bölümün sicil kaydına ipotek şerhinin düşürüldüğü, anılan bu durumun ipotek lehdarı alacaklı olan bankanın ipotekten kaynaklanan hak ve hukukunu etkileyeceği-
Tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikleri aleyhine açılmasının zorunlu olduğu-
Mahkemece taşkın yapının bulunduğu 13068 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı M. dışındaki diğer paydaşlarının da davada yer almalarının sağlanmasının, davalı tarafa kadastral parsellerin ihyasına yönelik tapu iptal ve tescil davası açma hususunda süre verilmesinin, açıldığı takdirde sonucunun beklenilmesinin ondan sonra bir karar verilmesinin gerekeceği-