Mahkemece dahili davalı olarak kabul edilen banka yönünden davanın bu şekilde görülmesi doğru olmayıp şayet davacı tarafça adı geçen banka aleyhine ayrı bir dava açılması halinde, bu iki dosyanın birleştirilerek işin esasına girilip uygun sonuç dairesince hüküm kurulması gerekirken, adı geçen bankanın dahili davalı olarak kabul edilip yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gibi, davacıya ait bağımsız bölümün tüm taşınmaz miktarının içindeki arsa ipotek bedeline oranlanarak bu miktar üzerinden harcın ikmali gerektiği halde, tüm ipotek tutarı üzerinden, davacı tarafa harç yatırılması hususunda ara karar verilmesinin de ayrıca doğru olmadığı-
İnşaa edilen binanın tümüyle kaçak olması nedeniyle üzerinde kat irtifakı-kat mülkiyeti tesisi mümkün olmadığından, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca suç teşkil eden ve kamu düzeni gereğince re'sen dikkate alınması gereken böyle bir yapıya meşruiyet kazandıracak şekilde bağımsız bölüme isabet edecek metre kare belirlenip bunun tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacı vekilinin, bağımsız bölüm tescili talebi kabul edilmezse dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmının 3. bendinde terditli olarak sözlemeden önce maliki olduğu taşınmazın davacı adına tescilini istediği, bu istemin hukuki olarak sözleşmeden dönme talebini de içerdiği, bu talebin TMK'nın 692. maddesi uyarınca tüm paydaşların zorunlu dava arkadaşı olarak davaya dahil edilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın bu suretle devamını gerektireceği-
Mahkemece, somut uyuşmazlığın 6502 sayılı Yasa kapsamında bir uyuşmazlık olmadığı, davacı yüklenici tacir olup, arsa sahibi davalının tacir olmadığı, buna göre davanın 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde belirtilen nispi ticari dava olmadığı, TBK'nın 470. vd. maddelerine atıf yapılmadığından davanın mutlak ticari dava niteliğinin de bulunmadığı, buna göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, uyuşmazlığın esasına girilerek, tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi'nin görevi kapsamında kaldığının kabulünün doğru olmadığı- Karar tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkemenin, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği, bu durumda mahkemece, HMK'nın 114/1-c ve115/2. madde hükümleri gereğince anılan yasal düzenleme gözönünde bulundurularak, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunması aidiyetle ilgili bir talebinin olmaması, kooperatifin de aidiyet konusunda uyuşmazlık çıkarmaması nazara alındığında, davacının kullandığı bağımsız bölüm hakkında aidiyet kararı verilmesinde isabet görülmediği, zira bu konuda uyuşmazlık bulunmaması nedeniyle hukuki yararının da bulunmadığı-
Mahkemece, arsa sahibinden dükkan satın alındığına, bu dükkanın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında arsa sahibine isabet eden yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, arsa sahibine karşı dava açılmak üzere davacıya makul süre verilmesi, açılan davanın bu dava ile birleştirilmesi, davacı ile arsa sahibi arasındaki gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında davacının arsa sahibinden satın aldığı dükkana hak kazanıp kazanmadığına ilişkin taraf delilleri değerlendirilerek sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
Bağımsız bölümün yüklenici temsilcisi tarafından davalıya satıldığı belli ise de, aynı bölümün dava tarihinden sonra yargılama sırasında tapuda başka bir kişiye satıldığı, bu durumda HMK’nın 125. maddesi uyarınca davacı yana seçimlik hakkı hatırlatılmak ve buna göre gerekirse taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devamla hüküm tesisi gerekeceği-
Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekeceği, bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanının, Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığı, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durum olduğu-
Mahkemece sözleşmedeki paylaşım oranı tespit ettirilerek, bu oran dahilinde yükleniciye isabet eden 2 no’lu bağımsız bölüm deposunun olması gereken alanı aşıp aşmadığı belirlenerek, varsa böyle bir alanın dava tarihindeki serbest piyasa rayici üzerinden bedeli bilirkişi marifetiyle hesaplatılıp, bu bedelden de karşı davacı arsa sahibi payına düşen miktar belirlenerek hüküm altına alınması gerekeceği-
Mahkemece gerek dava konusu olan bağımsız bölüm ve dava konusu olmayan bağımsız bölümün, tapu devirlerinde satışların kimler tarafından ve kimin talimatı ile yapıldığı, satış bedelinin kime ödendiği hususlarında araştırma yapılarak, tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesince tapu iptali ve tescil davasında bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, C Blok zemin kat 1 no'lu dairenin talep hakkının doğup doğmadığının tespiti için D Blok imalatının yerinde keşif yapılarak bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, C Blok 8 no'lu dairenin hak edilip edilmediğinin tespiti açısından ise ilgili belediye ile yazışma yapılarak, B Bloktaki projeye aykırılığın giderilip giderilemeyeceği sorulup, mümkün olduğunun anlaşılması halinde davacıya yetki ve yeterli süre verilerek yapı kullanma izin belgesi alması ve kat mülkiyetine geçilmesinin sağlanması, bu şartlar yerine getirildiğinde davalı yanın gecikme tazminatı ile eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli nedeniyle alacaklı olduklarına dair savunması dikkate alınarak varsa bilirkişi incelemesi yoluyla bu alacakların tespit edilerek gerektiğinde tescili istenen kısım açısından birlikte ifa, tazminat talep edilen bölüm yönünden ise mahsup hususunun düşünülmesi ve bu yönde karar tesisi gerekeceği-