Tapu iptal/terkin-tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılacağı- Tapuda infaz işlemi yapılmadığından, taşınmaz halen önceki malikler adına kayıtlı görünmekte olup, kamulaştırma işlemi yapılıp kesinleşmiş ve mülkiyet bu nedenle tescil gerekmeksizin davalı Belediyeye geçmiş ise de (TMK. mad. 705/2); davanın kabul edilmesi halinde tapunun iptali sonucu terkin kararı verilmesi durumu ortaya çıkabileceğinden, tapuda şeklen hak sahibi gözükenlerin de davada davalı sıfatıyla yer almaları gerektiği-
Kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkin davada; TMK. mad. 705 gereğince taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olduğu; Dosyadaki belgelerden 2-B arazisi niteliğindeki taşınmazın kullanıcısı olan dava dışı E.A.'ın 20.06.2012 tarihli dilekçesi ile 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun kapsamında satın almak üzere başvuruda bulunduğu; bilahare işleyen hukuki süreçten doğan haklarını 29.05.2014 tarihli muvafakatname ve 06.06.2014 tarihli satış sözleşmesi ile davacıya devrettiği tapuda 6292 Sayılı Kanun gereği satış işleminin davacı adına karardan sonra 07.09.2015 tarihinde gerçekleştiği ve tescil edildiği; muvafakatname ve satış sözleşmesi mülkiyeti geçiren işlemlerden olmadığından davacı takip ve dava tarihi itibariyle malik bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin açılan davada, Türk Medeni Kanununun 705/2 ve 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 sayılı İBK dikkate alındığında, 01.12.1986 tarihinde ihale sonucunda taşınmaz mülkiyetinin TMK. mad. 705 uyarınca davacı İ.Ü.'na geçtiği- Taşınmaz kaydında birden çok haciz şerhi ve 01.05.1991 tarihli ithiyati tedbir şerhinin bulunduğu, her ne kadar taşınmaz birden çok el değiştirmiş ise de; tüm alıcılar ve davalıların şerhleri görerek edinmesi, ayrıca çekişme konusu bağımsız bölümün yer aldığı site 46 adet villadan oluşmakta olup, bu yerle ilgili pek çok hukuki ihtilaf olması, bunlarla ilgili bir kısım haberlerin basına da yansıması karşısında dava konusu taşınmazın ihtilaflı olduğunun bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters düştüğü, dolayısıyla davalıların iktisabının iyiniyetli olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği- 
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1991/3 sayılı kararı ile tapu iptal ve tescil istekli davada dava açma iradesinin iktisabın kötüniyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı ve kötüniyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan her zaman ileri sürülebileceği-
Yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin açılan davada, TMK. mad. 705/2 ve 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 esas, 1991/3 sayılı İBK. dikkate alındığında, 01.12.1986 tarihinde ihale sonucunda taşınmaz mülkiyetinin TMK. mad. 705 uyarınca davacı İ.Ü.'na geçtiği- Taşınmaz kaydında birden çok haciz şerhleri bulunduğu, her ne kadar taşınmaz birden çok el değiştirmiş ise de; tüm alıcılar ve davalının şerhleri görerek edinmesi, ayrıca çekişme konusu bağımsız bölümün yer aldığı site 46 adet villadan oluşmakta olup, bu yerle ilgili pek çok hukuki ihtilaf olması, bunlarla ilgili olarak basına da bir kısım haberlerin yansıması karşısında dava konusu taşınmazın ihtilaflı olduğunun bilinmemesinin hayatın olağan akışına ters düştüğü, dolayısıyla davalının iktisabının iyiniyetli olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği- 
İhale tarihi ve sonrasındaki satışlar nazara alınıp davacıların çekişmeli taşınmazlardaki mülkiyet durumu gözetilerek hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken davacıların çekişmeli taşınmazlarda malik olmadıkları dönemler için de hesaplanan fazla ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı; davacıların çekişme konusu taşınmazları davalıya kiraya verdiklerinin ve kira bedelini aldıklarının saptandığı hâlde mükerrer ödemeye yol açacak şekilde ecrimisile hükmedilmesi, dava konusu taşınmazlarda ecrimisilin murisin 1/2 payı üzerinden davacıların miras payları oranında hesaplanması gerektiği-
Tescil davalarının kamu düzenini ilgilendirmesi ve kanun koyucu tarafından da benimsenen kamusal ağırlığının bulunması nedeniyle hakimin, yasal hasım durumundaki Hazine ve köy tüzel kişiliği ile varsa ilgili kamu tüzel kişiliğini kendiliğinden davaya dahil etmesi ve taraf teşkilini sağlaması gerekeceği-
Taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olmasının zorunlu olduğu, somut olayda her ne kadar haciz tarihinden önce taşınmazın şikayetçi adına tesciline karar verilmiş ise de, şikayetçinin mülkiyet hakkı tapu kütüğüne tescil edilmemiş olduğundan, icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını talep edemeyeceği-
Asıl olan taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olmakla; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı; davacının vasiyetnameden kaynaklanan hakkı kişisel bir hak olduğundan taşınmazın mülkiyeti davacı adına tescile ilişkin ilamın kesinleştiği tarihinde davacıya geçmiş olup, davacı, taşınmazın mülkiyetini kazanmadan önce davalı yararına haciz şerhi tesis edildiği anlaşıldığından; mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerindeki borçlu mirasçının terekedeki hissesinin karşılığı pay üzerindeki haczin kaldırılması talepli davanın reddedilmesi gerektiği-
Hacze konu taşınmaz hakkında verilen tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin kararın haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmayıp tapuda kayıtlı şahsın kimlik bilgilerinin tespiti ve düzeltilmesine yönelik olduğundan icra müdürlüğünce taşınmazın borçluya ait olduğu kabulü ile yapılan haciz işleminin yasaya uygun olduğu-