Tacir olan borçlu bankanın, BK.'nun 21. maddesinde (şimdi; TBK. mad. 28) öngörülen «hiffet» veya «tecrübesizlik» hallerine dayanamazsa da, «müzayaka» halinden istifade etmek suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nisbetsizlik bulunan hallerinde «talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu» ileri sürerek akdi feshedebileceği–
Bankanın kendi personeline karşı açtığı hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasına iş mahkemesinde bakılacağı–
Kapanış tasdikleri bulunmayan defterlerin, sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği–
BK. 404/III (şimdi; TBK. mad. 520/3) uyarınca taşınmaz tellallığı sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağından, sadece müşterinin imzasını içeren, tellalen imzasını içermeyen sözleşmeye dayanılarak «tellallık ücreti» istenemeyeceği–
Alacaklı, icra takibinden önce, borçluya «borcunu ödemesi» konusunda ihtarname göndererek temerrüde düşürmüş olmadıkça, borçlunun takip tarihinden itibaren temerrüde düşmüş olacağı (ve takip tarihinden itibaren temerrüt faizi ödemek zorunda kalacağı)–
İtirazın iptali davasının açılma süresi olan bir yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, mahkemece doğrudan doğruya gözetilmesi gerekeceği–
Limited ortaklığın borcundan dolayı ortakların doğrudan doğruya takip edilemeyeceği–