Vade unsurunu taşımayan senedin, görüldüğünde ödenecek bono olarak düzenlendiğinin kabulü gerekeceğinden, bu eksikliğin senedin bono olma vasfını etkilemeyeceği- Vadesi gösterilmemiş bononun bir yıl içinde ibraz edilmemiş olmasının, zamanaşımı müddeti dolmadıkça senet keşidecisini sorumluluktan kurtarmayacağı- İcra takibinin borçluları, bonoyu tanzim eden (keşideci) ve onun lehine aval veren avalist olup, tanzim tarihinden itibaren 1 yıllık ibraz müddeti ve onun bitiminden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde takibe geçildiğine göre, borçlular hakkındaki takipte bir usulsüzlük bulunmadığından müracaat hakkının düştüğünden bahsedilemeyeceği-
Aval için imzanın yeterli olup, ad ve soyadın yazılmasının gerekmeyeceği- Aval veren kimsenin kimin için taahhüde girmiş ise onun gibi sorumlu olacağı- Şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olması için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması gerektiği-
Başlangıçta tamamen doldurulmamış olan bononun tedavüle çıkarken anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun yazılı belgeyle açık şekilde ispatlanması gerektiği-
Borçlunun, takibe dayanak senedin, veresiye fişi aslından koparıldığına ilişkin sahtelik iddiası yargılamayı gerektirdiğinden, bu iddianın dar yetkili icra mahkemesinde incelenmesinin mümkün olmadığı-
Bononun miktara ilişkin yazı ile yazılan kısmında tahrifat yapıldığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş ve takip dayanağı bonoda tahrifat yapıldığının saptanması halinde senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gerekli olsa da, bononun düzenlenme tarihindeki Türk lirasının değeri göz önüne alındığında, 275.00 TL için bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, bononun miktarının yazı ile bono metnine yazılırken "bin" kelimesinin maddi hataya dayalı olarak yazılmadığının kabulü gerektiği; mahkemece; “ikiyüzyetmişbeş” ibaresinin arkasına (bin) yazısının sonradan eklendiğini tespit edildiğinden, icra takibinin 274.725,00 TL'lik kısmının durdurulmasına karar verilmesinin kabulünün aşırı şekilcilik olup, ağır hak kaybına neden olacağı-
Lehtarın cirosu bulunmadığına göre, takip alacaklısının yetkili hamil olarak değerlendirilemeyeceği ve takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Senedin ödeme tarihinde tahrifat yapıldığı ve tahrifattan önceki ödeme (vade) tarihinin düzenlenme tarihinden önceki bir tarihe ait olduğunun anlaşılması halinde, senedin kambiyo niteliğinde bulunmadığının kabulü ile kambiyo takibinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Hamilin, cirantaya müracaat edebilmesi için yasal süresi içerisinde, senet keşidecisinin protesto etmesi gerektiği- Alacaklı hamil tarafından keşideciye ödememe protestosu gönderilmediğinden, alacaklı hamilin, 2. cirantaya karşı TTK'nun 730/1-b maddesi gereğince müracaat hakkını yitirmiş olduğu-
Borçlular vekilinin süre tutum dilekçesinde, temyiz eden olarak borçlulardan sadece birinin ismine yer vermesi halinde, diğer borçluların ismine sadece ayrıntılı temyiz dilekçesinde yer vermesi halinde bu borçluların süresinde temyiz yoluna başvurduklarının kabul edilemeyeceği- Tahrifat öncesi vade tarihinin, bonoda çift vade oluşmasına sebebiyet vermesi ya da vade tarihinin, düzenlenme tarihinden önce olduğu sonucuna varılması halinde ise, senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptali gerektiği- Dayanak senetteki ödeme tarihi üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, ödeme tarihinin tahrifattan önceki hali, HMK’nun 266. maddesi uyarınca, yöntemine uygun biçimde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi gerektiği-
Yasal süresi içinde senet keşidecisine müracaat edilmeden, hamilin cirantaya müracaat edemeyeceği- Keşideciye ödememe protestosu gönderilmeden ikinci cirantaya başvurulamayacağı-