Sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan yapılan duruşmaya müştekinin gelmediği, kendisini vekille de temsil ettirmediği anlaşıldığından İİK.'nun 349. maddesi gereğince şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerekeceği-
İİK.’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş bulunan suçun oluşabilmesi için, usulüne uygun olarak tebliğ edilen “ödeme/icra emri” nde ödeme için gösterilen sürenin son günü itibariyle, ticari işletmenin borcunu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olması ve hukuken ya da fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisi sanığın, kasıtlı olarak ticari işletmenin borçlarını kısmen ya da tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmuş olması gerekeceği; bu durumun şirkete ait defter ve kayıtlar ile banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre sanığın suç işleme kastının tayini gerekeceği-
“Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu” ndan dolayı sanıklar vekilinin yüzüne karşı verilen hükümde, CMK’ nun 232/6 maddesi gereğince, yasa yolu başvuru süresinin gösterilmemesinin isabetli sayılmayacağı-
Duruşma günleri defteri duruşma tutanağı ile aynı ispat kuvvetine haiz olmayıp, duruşma günleri defterinde belirlenenin aksine tensip tutanağı ile saptanan ve kendisine tebliğ edildiği anlaşılan tarihteki duruşmaya gelmeyen müştekinin şikâyet hakkının düşürülmesine karar verilmesinin isabetli olduğu-
İİK.’nun 349. maddesine göre, şikayetçi veya vekilinin duruşmada hazır bulunmak zorunda olduğu son celse için mazeret dilekçesi verip “yokluğunda karar verilmesini” isteyen şikayetçi vekilinin, duruşmanın başka güne ertelenmesi talebi olmadığı dikkate alınarak “şikayet hakkının düşürülmesine” karar verilmesi gerekeceği-
İİK.’nun 352/II maddesi uyarınca “dava ve cezanın İİK.’nun 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceği” nin kararlarda belirtilmesi gerekeceği-
“Mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı” na ilişkin temel kuralın istisnalarından birisinin; “ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağı ve derhal beraat kararı verilebilecek haller” olduğu göz önünde bulundurularak, gerekli kararın verilebilmesi gerekeceği-
İİY'nın 349 uncu maddesi uyarınca şikâyet dilekçesiyle açılması gereken davanın, 5271 sayılı CYY'nın 170 inci maddesi uyarınca iddianame ile açılmış bulunmasında isabet görülmemiş ise de, somut olayda kendisinden kaynaklanmadığı için müşteki aleyhine sonuç doğurmayacağı kabul edilen bu hata, davayı kamu davasına dönüştürmeyeceğinden, İcra ve İflas Yasasının 349 uncu maddesinin 2 inci fıkrasındaki, "iki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeye mecburdurlar" hükmü ile 6 ncı fıkrasındaki, "şikâyetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer" biçimindeki düzenleme karşısında; yerel mahkemece, geçerli bir mazereti bulunmayan müşteki vekilinin 11.09.2008 tarihli oturuma katılmamış olması nedeniyle "müştekinin şikâyet hakkının düşmesi" yerine, önceki hükümde direnilmek suretiyle beraat hükmü verilemeyeceği-
İcra İflas Yasasının 331. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve kovuşturması şikâyete tabi olan alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek suçunda, şikâyetin İcra İflas Yasasının 347. maddede belirtilen süreler içinde ve 348 ve 349. maddelerde yetkili mahkeme olarak gösterilen İcra Ceza Mahkemesine yapılması ve dava açma ile davayı yürütme yönteminin de 5271 sayılı CYY hükümleri uyarınca değil, Yasanın 349. maddesinde belirtilen usule göre belirlenmesi gerekmekte olup, 5271 sayılı CYY'nın 170. maddesi uyarınca iddianame düzenlenmesine gerek bulunmadığı gibi, şikâyet dilekçesiyle açılması gereken davanın usulüne uygun olmayacak bir biçimde iddianame ile açılmış olması, davayı kamu davası niteliğine de dönüştürmeyeceğinden, şikâyetçinin muayyen zamanda duruşmaya gelmemesi veya vekil göndermemesi halinde şikâyet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerekeceği-
